evet sevgili okur. kız bana. döv beni. haklısın çok uzun zamandır yazmadım. ve sebebi de üşengeçlikti çoğunlukla. ama konu da çıkmadı değil hani...
aslında 2 gün önceden yazımı yazmaya karar vermiştim ancak biraz daha bekleme kararı aldım. zira şenliğin ortasında yazmaktansa şenlikler bitsin, dolu dolu her şeyleri yazayım istedim sizlere.
okulumuzda bu yıl 24. kez düzenlenen uluslararası* bahar şenliği dün bitti arkadaşlar. ve bu 4 günlük şenlik okulda geçirdiğim en güzel günlerim ve gecelerim oldu. öncelikle demek istiyorum ki her ne kadar bi dünya insan şenlikleri uluslararası gençlik topluluğu düzenlemesin artık dese de. bence gayet güzel bir organizasyon yapmışlardı kendileri. ayrıca haydi bakalım hangi topluluksanız siz gidin de bi spronsor dahi almadan koca 4 günlük şenlik düzenleyin.
neyse efendim. şenliğimizin ilk gününde "Neverland" adlı bir grup bizlerle oldu önce. ardından da büyük bir kalabalıkça beklenilen "Duman" sahneye çıktı. kendileri bizi beklendikleri gibi çok güzel coşturdular. hatta ertesi sabah kalktığımda boynumda olan ağrıyı ben bilirim. Duman'ın sahneden indikten çok kısa süre sonra ışıkların açılmasına verdiği tepki** de güzeldi bence. tebrik ederim kendilerini
ikinci günümüzde ise gittim bizim SASın standında durdum birkaç saat. adı balon ile balık adam vurmaca olan etkinliğimiz balon ile çöp adam vurmaca oldu birazcık. çifter çifter gelen gruplardan bir kişi çöp poşeti giydi. biz de eşinin eline su balonlarını tutuşturduk, karşıdaki güzelinden bi ıslandı :) etkinliğimiz ilk gün yapılamadı, son gün de ben gidemedim. ancak üçüncü gün eşini bir kere kafasından iki kere de gövdeden vurarak 200 puan toplayan arkadaşımızı geçen olmamıştır sanıyorum. kendisini buradan ayakta alkışlıyorum :)
ikinci günün akşamı ise en çok eğlendiğim gün oldu. bu sefer ilk günkü gibi tribünlerde oturmak yerine, çalmakta olan 45lerden gelen şarkıların da verdiği gazla sahne önüne koştum arkadaşları da alıp. orada da SAS vardı, başladık dans etmeye herkesle. bu tatlı nostaljinin üzerine "Marsis" geldi ve bizlere kemençe ve tulum eşliğinde bir rock sefası sundu. onların da inmesi üzerine çıkan "Sulukule Roman Orkestrası" sayesinde de çook uzun zamandır atmadığım kadar göbek atmış bulundum. her ne kadar kaklan tozun dumanın haddi hesabı olmasa da, o dumanlar sahne önündeki herkesin beyninin içine kadar işlemiş de olsa. mükemmel bir eğlence vardı o gece.
üçüncü günümüzde pohi çevirmeyi öğrendim sevgili okur. hani şu jonglörlerin iki adet -çoğunlukla- çoraplara bir şeyler doldurarak yaptığı iki adet şey, sallıyorlar sağdan soldan. ondan işte. doğal yetenekli çıktım sevgili okur. bana pohi yapın sizlere de göstereyim hatta.
üçüncü akşam ise "Bajar" adlı bir grup bizleri karşıladı önce. Türkçe ve Kürtçe karışık şarkı söylediler kendileri. solistin yanlışlıkla "yaşasın ayrımcılık" demesi ve sonra bunu düzeltmesi de hayli eğlendirdi doğrusu. bu sırada sahanın içinde önce insanlarla, ardından mumlarla "Devrim" yazıldı. kendilerinin ardından ise bizlere "Leman Sam" çok güzel bir gece yaşattı. yanında da büyük kızı (yanlış hatırlamıyorsam) "Şehnaz Sam" gelmişti. birlikte verdikleri konser kulaklarda güzel bir tat bıraktı gerçekten. ancak Leman Sam'a eğer saat 22,30 da sahneden inmezseniz, ışıkları kapatırız diyen kim ise kendilerine çok kızdık hep bir ağızdan. bir de Leman Sam'ın Duman'ın bile yapmadığı bir şekilde tüm ışıklar açıkken aşağıdan bira alıp içmesi ayrı bi olay oldu :)
son günümüzde ise sabahtan kalkıp bizim standı ben gittim açtım. bir süre oturduk ve saat ikiye geldiğinde izci topluluğunun düzenlemiş olduğu "Kemal Terapi" adlı etkinliğe katıldık bir arkadaşımı zorlamam yoluyla. normalde dörder kişilik olan takımlara rağmen biz iki kişi gittik ve 5 grup arasından 3. olarak bence büyük bir başarı kaydettik. ormanda düzenlenen parkurda hayli eğlendik. bu gerek yerlerde sürünerek, gerek denge oyunlarıyla, gerekse de çelik halattan kaymayla oldu. bir daha olduğunda kaçırmayın derim sevgili bizim okullu okurlar.
akşamında ise "Flu" adlı, reklam yapmadan duramayan grup bir süre sahnede bulundu. ardından "Revolverheld" adlı Alman rock grubu geldi ve hayli beğenimi topladılar. hepsinin üzerineyse "Nazan Öncel" bizi eğlendirdi. arkadaş grubum sıkılmış olmasaydı konserin sonuna kadar durabilirdik, ancak gidip çarşı önünde sohbet ederek de güzel güzel eğlendik.
hatta. iyi oldu güzel oldu çok da iyi güzel oldu.
*uluslararası dediğin şenlikte okul dışından gelenlere niye bu katılık?
**sevilen gruplar eğer bi daha bi daha deniliyorsa tekrar sahneye dönerler. öyle hemen gidilmiş gibi ışıklar açılmaz. isterlerse biz sabaha kadar da çalarız burada (ve üzerine yarım saat daha durulur)
topluluklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
topluluklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16.5.10
3.3.10
yurttan nağmeler/13.5
başlıkla ilgili açıklama: niye mi 13 değil? pek çok kişi sevmez ya o sayıyı, ben o yüzden inadına çok severim. ayın 13 lerinde ya da 13 le ilgili hiçbi bişeyde işlerim ters gitmedi. benim için inadına "uğurlu" bi sayıdır o. kıyamadım dedim 13.5 olsun dedim
atlasjet (bir thy markası) uçaklarından bir tanesinde de "13" numaralı koltuk sırasının olmadığına şahit oldum okur. sizlerle de paylaşayım istedim
bu yazıda korkutucu bişeyler yazayım isterdim de sayı uğruna, yok öyle hikayelerim. kampüs yaşamının sanki renklenmiş mi olduğundan bahsedeceğim size. nedendir bilinmez, pek bi eğlenceli geçiyor geldiğimden beri. guitar hero mu? langırt? belki de bilardo? or, ooooor (Barney alıntısı) arkadaş ortamım birbirine daha da ısınmıştır belki de. eğlenecek bişeyler bulabilmek zevkli okurlar. gelin evde kalanlar 1 hafta yurtta kalsın, hatta beğenirlerse arada kendi aramızda değişim programı yaparız haftalık falan? ev yüzü görürüz biz de hem fena mı?
size son favorimden bahsetmek istiyorum. "the annoying orange" aman Allah'ım bir portakal bu kadar sinir bozucu olamaz dedirten kısa skeç mi desem, animasyondur belki de, onlardan işte kendisi. girin izleyin derim. the annoying orange a bağlı olarak ta etrafta "hey, hey apple. hey apple. apple. hey apple" diye dolaşırsam şaşırmayın
bir de bugün antrenmanda (saat itibariyle dün) farklı bişeyler oldu. "sinüs patlaması falan olmuştur" muş olay. önemli değilmiş galiba da hayırlısı. böyle yüzerken vücut sıkıldı sanırım kendi kendine bi değişiklik yapmaya karar verdi. böyle de garibim işte, durduk yere patlattım sinüsü geldim. kısmet dimi Caner? bi de dimi Murat?
neyse sevgili okur gece gece çok yazdım. kollarım pek tutmuyor antrenman dolayısıyla. aynı oranda tutmayan bacaklarımın beni yatağıma çıkartabilmesini temenni ederekten sizlere hoşçakalın diyorum
hoşçakalıııın ;)
atlasjet (bir thy markası) uçaklarından bir tanesinde de "13" numaralı koltuk sırasının olmadığına şahit oldum okur. sizlerle de paylaşayım istedim
bu yazıda korkutucu bişeyler yazayım isterdim de sayı uğruna, yok öyle hikayelerim. kampüs yaşamının sanki renklenmiş mi olduğundan bahsedeceğim size. nedendir bilinmez, pek bi eğlenceli geçiyor geldiğimden beri. guitar hero mu? langırt? belki de bilardo? or, ooooor (Barney alıntısı) arkadaş ortamım birbirine daha da ısınmıştır belki de. eğlenecek bişeyler bulabilmek zevkli okurlar. gelin evde kalanlar 1 hafta yurtta kalsın, hatta beğenirlerse arada kendi aramızda değişim programı yaparız haftalık falan? ev yüzü görürüz biz de hem fena mı?
size son favorimden bahsetmek istiyorum. "the annoying orange" aman Allah'ım bir portakal bu kadar sinir bozucu olamaz dedirten kısa skeç mi desem, animasyondur belki de, onlardan işte kendisi. girin izleyin derim. the annoying orange a bağlı olarak ta etrafta "hey, hey apple. hey apple. apple. hey apple" diye dolaşırsam şaşırmayın
bir de bugün antrenmanda (saat itibariyle dün) farklı bişeyler oldu. "sinüs patlaması falan olmuştur" muş olay. önemli değilmiş galiba da hayırlısı. böyle yüzerken vücut sıkıldı sanırım kendi kendine bi değişiklik yapmaya karar verdi. böyle de garibim işte, durduk yere patlattım sinüsü geldim. kısmet dimi Caner? bi de dimi Murat?
neyse sevgili okur gece gece çok yazdım. kollarım pek tutmuyor antrenman dolayısıyla. aynı oranda tutmayan bacaklarımın beni yatağıma çıkartabilmesini temenni ederekten sizlere hoşçakalın diyorum
hoşçakalıııın ;)
7.2.10
Boşluk/3
evet okur, gecenin bu vaktinde galeyana geldim yazı yazmak için. ilgincim bence de
öncelikli konu olarak sizlerden birşey istiyorum. bu aralar böyle eğlenceli hoş müzikler dinleyesim var ama rock değil. rock olsa da sert değil. böyle hoş şeyler işte anlayın. dinleyip dinleyip mutlu olayım gibi. bekliyorum tavsiyelerinizi
fark ettim de şu facebook denen yaratık bizim (gerçekçi olun şimdi yazılarımı okuyanların %99.9 u facebook hesabına sahip) hayatımızı yiyip bitiriyor. boş zamanımın %80 i facebookta geçiyor neredeyse. poker oynuyorum bejeweled blitz oynuyorum. ilginç oyunlar. sardıkça sarıyor. bırakın lan yakamı. hep Mark'ın suçu bunlar!!
evimi %1000 özlemiş olmama rağmen ilginçtir yurdu özledim arkadaş. ilginç midir ya da biri bişey desin kendimi garip hissetmeyeyim. ikinci dönem olsun bahar olsun istiyorum. şenlikler konserler bekleyin az kaldı
yurt demişken, ah ulan kaçırdım şu kış kampını sas'ın ya benden pişmanı yok. tamam ailemle daha çok vakit geçirdim, hatta gittim bi de ekstradan Erzurum'daki arkadaşları gördüm gayette mutluyum tabi ki ama sas insanları kamp resimlerini internete yükleyince ben yine sık sık "ah Gökhan aaah" derken buldum kendimi
bu sefer hayli kısa bi yazı oldu, zaten birden yazasım geldi de yazdım dediğim gibi. madem öyle sizlere birkaç adet şarkı tavsiye edeyim de öyle gideyim. kuzen sayesinde edindim çoğunu:
Pink - Sober
Pink - Funhouse
Gogol Bordello - Dub The Frequencies Of Love
Katerine - Ayo Technology (her söyleyen güzel söylemiş nerdeyse bu şarkıyı ya neyse)
Keane - Somewhere Only We Know (çat diye favorim oldu şu anda bu şarkı)
Lady Gaga - Poker Face (dinlemeyen kalmamıştır herhalde ya olsun)
şu başlarda bahsettiğim hoş şarkılar bunlar gibi olsa mükemmel olur hani, şimdiden teşekkürler ciddiye alıp tavsiye verenler :)
haa bi de Candan Erçetin - Bahar ne tatlı söylemişsin, ne güzel şarkı o öyle.
düzgün bi konu bulup adam gibi bi yazı yazana ( ya da tekrar estiripte kısa bi yazı yazana ) kadar baş baş...
kendime not: boşluğu da bildiğin seri yaptın ya hadi hayırlısı..
öncelikli konu olarak sizlerden birşey istiyorum. bu aralar böyle eğlenceli hoş müzikler dinleyesim var ama rock değil. rock olsa da sert değil. böyle hoş şeyler işte anlayın. dinleyip dinleyip mutlu olayım gibi. bekliyorum tavsiyelerinizi
fark ettim de şu facebook denen yaratık bizim (gerçekçi olun şimdi yazılarımı okuyanların %99.9 u facebook hesabına sahip) hayatımızı yiyip bitiriyor. boş zamanımın %80 i facebookta geçiyor neredeyse. poker oynuyorum bejeweled blitz oynuyorum. ilginç oyunlar. sardıkça sarıyor. bırakın lan yakamı. hep Mark'ın suçu bunlar!!
evimi %1000 özlemiş olmama rağmen ilginçtir yurdu özledim arkadaş. ilginç midir ya da biri bişey desin kendimi garip hissetmeyeyim. ikinci dönem olsun bahar olsun istiyorum. şenlikler konserler bekleyin az kaldı
yurt demişken, ah ulan kaçırdım şu kış kampını sas'ın ya benden pişmanı yok. tamam ailemle daha çok vakit geçirdim, hatta gittim bi de ekstradan Erzurum'daki arkadaşları gördüm gayette mutluyum tabi ki ama sas insanları kamp resimlerini internete yükleyince ben yine sık sık "ah Gökhan aaah" derken buldum kendimi
bu sefer hayli kısa bi yazı oldu, zaten birden yazasım geldi de yazdım dediğim gibi. madem öyle sizlere birkaç adet şarkı tavsiye edeyim de öyle gideyim. kuzen sayesinde edindim çoğunu:
Pink - Sober
Pink - Funhouse
Gogol Bordello - Dub The Frequencies Of Love
Katerine - Ayo Technology (her söyleyen güzel söylemiş nerdeyse bu şarkıyı ya neyse)
Keane - Somewhere Only We Know (çat diye favorim oldu şu anda bu şarkı)
Lady Gaga - Poker Face (dinlemeyen kalmamıştır herhalde ya olsun)
şu başlarda bahsettiğim hoş şarkılar bunlar gibi olsa mükemmel olur hani, şimdiden teşekkürler ciddiye alıp tavsiye verenler :)
haa bi de Candan Erçetin - Bahar ne tatlı söylemişsin, ne güzel şarkı o öyle.
düzgün bi konu bulup adam gibi bi yazı yazana ( ya da tekrar estiripte kısa bi yazı yazana ) kadar baş baş...
kendime not: boşluğu da bildiğin seri yaptın ya hadi hayırlısı..
21.1.10
3. boyut
evet sevgili okur bilindiği üzere üç adet boyutu bulunan bi dünyada yaşamaktayız. ancak yine bilindiği üzere Newton amcanın da bize sunmuş olduğu yerçekimi kanunu dolayısıyla pek te fazla 3. boyutun tadına bakma fırsatımız olmuyor.
ancak bugün benim oldu. pek mutlu oldum. acayip (doğru mu yazdım son kelimeyi??) zevkli birşey. bu zevki tatmamı sağlayan şey ise SAS (artık açıklamıyorum, biliverin artık sürekli okuyucumsanız SAS'ın ne olduğunu :p)
efendim bu SAS kış kampına yönelik antrenmanlar yaptı bu hafta. salı günü gitmemiştim ancak aynı katta kaldığım eğitmenlerimden bir tanesinden azarı yiyince hem vicdan azabı çektim hem de "amaaan" dedim "git be Gökhan, kampa gitmiyor olabilirsin ama kamp antrenmanına gitsen ne kaybedersin ki?" dedim. sonra da gittim.
az önce geldim odaya ve neredeyse ilk işlerden bir tanesi oldu bunu sizlere anlatmak. derim ki sizlere suyun altına dalın bi oraya bi buraya gönlünüz nereye doğru isterse dönün. zevk alın. keşfedin 3. boyutun zevkini...
ayrıca bugün baygın adam kurtarmayı öğrendik. elimizde baygın adamımız yoktu tabi ama yine de pratikte hiç hareket etmeden duran bir insanı suyun yüzeyine çıkarttım sonuçta. heyecanlı birşey :D ancak ağırlık kemerlerinizle bayılırsanız daha rahat kurtarırım sizleri, zira öyle öğrendim. lütfen kemersiz bayılıp suyun altında benim kafamı karıştırmayınız!
neyse şimdilik benden bu kadar. Cumartesi de evime dönüyorum. acaba bi yurttan nağmeler gelir mi hiç bi fikrim yok gitmeden. yarın bakarız ;)
hadi baş baş...
dipnot: Dan Brown Kayıp Sembol'ün bir yerlerinde diyor ki bilim adamları 10 boyut olabileceğinden bahsediyormuş, hatta bunların 6 tanesi 1 tane gibi davranıyormuş falan filan.. ilginç geldi not düşeyim istedim. daha neler görcez baalım!! :)
dipnot 2: hadi bana buradan soru sor
ancak bugün benim oldu. pek mutlu oldum. acayip (doğru mu yazdım son kelimeyi??) zevkli birşey. bu zevki tatmamı sağlayan şey ise SAS (artık açıklamıyorum, biliverin artık sürekli okuyucumsanız SAS'ın ne olduğunu :p)
efendim bu SAS kış kampına yönelik antrenmanlar yaptı bu hafta. salı günü gitmemiştim ancak aynı katta kaldığım eğitmenlerimden bir tanesinden azarı yiyince hem vicdan azabı çektim hem de "amaaan" dedim "git be Gökhan, kampa gitmiyor olabilirsin ama kamp antrenmanına gitsen ne kaybedersin ki?" dedim. sonra da gittim.
az önce geldim odaya ve neredeyse ilk işlerden bir tanesi oldu bunu sizlere anlatmak. derim ki sizlere suyun altına dalın bi oraya bi buraya gönlünüz nereye doğru isterse dönün. zevk alın. keşfedin 3. boyutun zevkini...
ayrıca bugün baygın adam kurtarmayı öğrendik. elimizde baygın adamımız yoktu tabi ama yine de pratikte hiç hareket etmeden duran bir insanı suyun yüzeyine çıkarttım sonuçta. heyecanlı birşey :D ancak ağırlık kemerlerinizle bayılırsanız daha rahat kurtarırım sizleri, zira öyle öğrendim. lütfen kemersiz bayılıp suyun altında benim kafamı karıştırmayınız!
neyse şimdilik benden bu kadar. Cumartesi de evime dönüyorum. acaba bi yurttan nağmeler gelir mi hiç bi fikrim yok gitmeden. yarın bakarız ;)
hadi baş baş...
dipnot: Dan Brown Kayıp Sembol'ün bir yerlerinde diyor ki bilim adamları 10 boyut olabileceğinden bahsediyormuş, hatta bunların 6 tanesi 1 tane gibi davranıyormuş falan filan.. ilginç geldi not düşeyim istedim. daha neler görcez baalım!! :)
dipnot 2: hadi bana buradan soru sor
içerik
sas,
topluluklar
10.1.10
yurttan nağmeler/11 (spor çılgınlığı)
öncelikle belirtmek isterim ki çok kararsız kaldım başlık "spor çılgınlığı" mı olsa yoksa "yurttan nağmeler/11" le mi yetinsem diye ama gördüğünüz üzere ikisinden de vazgeçemedim :)
gelirsek konumuza anlaşılacağı üzere spor yapıyor olmam. hangi yazıda bahsettiğimi hatırlamıyorum ancak Odtü Sas'tan (Su Altı Sporları) bahsetmiştim, hatta facebookta şu sıralar su altında bir adet fotoğrafım mevcut, o topluluk sayesinde elde edilmiş bir fotoğraftır.
verebileceğimi düşünmüş olduğum tüm gereksiz ayrıntıları verdikten sonra başlıyorum artık :)
bu topluluk bize sadece su altında yoğunlaşmayalım, normalde de bir kondüsyonumuz bulunsun diye bir de kara antrenmanları hazırlamış bulunmakta cumartesi ve pazarları. bunlara da devam etmek kararlılığındayım (dönem başından beri var aslında ancak bugün daha 5 oldu benim)
hani normal koşullarda fiziğim iyi olsa çokta devam eder miydim emin değilim ancak kara kuru birşey olduğumdandır bu kararlılığım. o değil ciddiye alan mı yoktur nedir anlamadım pek kalabalık değiliz bu antrenmanlarda, kızdım şimdi. nerde o koca Odtü Sas?? beyler bayanlar varsa beni okuyanınız üzerime vazife olmasa da sizleri de çağırıyorum burdan kara antrenmanlarına. hem eğlenelim hem gelişelim :)
ayrıca bu topluluk bize salı ve perşembe akşamları da havuz antrenmanı yaptırtmaktaydı, dün yollanılan bir maille artık pazar akşamlarına da antrenmanımız olduğunu öğrendim. "haydi Gökhan'ım, koçsun sen, yaparsın sen" gazlarıyla kara antrenmanlarının yorgunluğunun üzerine birde pazar antrenmanına katıldım.
ancak bu pazar antrenmanı da öyle böyle değilmiş. hep ağırdır diyorlardı da bu kadar tahmin etmemiştim be arkadaş. azıcık merhamet?? ha??
toplamda 2050 metre yüzdüm bu akşam, düşünün kaslarımın halini ki bu 150 eksik yüzmüş halim. kendime acıdım (daha ziyade dermanım olamadı o sırada) eksik yaptım biraz. haa bir de eğitmenimiz bi 100 az yaptırdı sağolsun. sağol eğitmenim :)
ancak ufaktan bir problemim var, hani şu büyük bir heyecanla koca koca harflerle "ORT" başlığıyla yazdığım yazımda bahsettiğim topluluğa devam edemiyorum, zira pazar günleri kara antrenmanı, ardından kahvaltı derken derslerin başlangıcını kaçırıyorum. ancak hep böyle olurmuş zaten, 15231661 topluluğa girip 1, belki 2 ye düşüyormuş herkesin devam ettiği topluluk sayısı. kusura kalma ORT, başka senelere belki...
neyse bu yorgunlukla daha ne kadar otururum bilinmez, az biraz daha dayanır yatar zıbarırırm artık. haydi kendinize iyi bakın, bana da dua edin spor yaparken düşüp bayılmayayım hamlıktan :D
görüşmek üzere, baş baş...
gelirsek konumuza anlaşılacağı üzere spor yapıyor olmam. hangi yazıda bahsettiğimi hatırlamıyorum ancak Odtü Sas'tan (Su Altı Sporları) bahsetmiştim, hatta facebookta şu sıralar su altında bir adet fotoğrafım mevcut, o topluluk sayesinde elde edilmiş bir fotoğraftır.
verebileceğimi düşünmüş olduğum tüm gereksiz ayrıntıları verdikten sonra başlıyorum artık :)
bu topluluk bize sadece su altında yoğunlaşmayalım, normalde de bir kondüsyonumuz bulunsun diye bir de kara antrenmanları hazırlamış bulunmakta cumartesi ve pazarları. bunlara da devam etmek kararlılığındayım (dönem başından beri var aslında ancak bugün daha 5 oldu benim)
hani normal koşullarda fiziğim iyi olsa çokta devam eder miydim emin değilim ancak kara kuru birşey olduğumdandır bu kararlılığım. o değil ciddiye alan mı yoktur nedir anlamadım pek kalabalık değiliz bu antrenmanlarda, kızdım şimdi. nerde o koca Odtü Sas?? beyler bayanlar varsa beni okuyanınız üzerime vazife olmasa da sizleri de çağırıyorum burdan kara antrenmanlarına. hem eğlenelim hem gelişelim :)
ayrıca bu topluluk bize salı ve perşembe akşamları da havuz antrenmanı yaptırtmaktaydı, dün yollanılan bir maille artık pazar akşamlarına da antrenmanımız olduğunu öğrendim. "haydi Gökhan'ım, koçsun sen, yaparsın sen" gazlarıyla kara antrenmanlarının yorgunluğunun üzerine birde pazar antrenmanına katıldım.
ancak bu pazar antrenmanı da öyle böyle değilmiş. hep ağırdır diyorlardı da bu kadar tahmin etmemiştim be arkadaş. azıcık merhamet?? ha??
toplamda 2050 metre yüzdüm bu akşam, düşünün kaslarımın halini ki bu 150 eksik yüzmüş halim. kendime acıdım (daha ziyade dermanım olamadı o sırada) eksik yaptım biraz. haa bir de eğitmenimiz bi 100 az yaptırdı sağolsun. sağol eğitmenim :)
ancak ufaktan bir problemim var, hani şu büyük bir heyecanla koca koca harflerle "ORT" başlığıyla yazdığım yazımda bahsettiğim topluluğa devam edemiyorum, zira pazar günleri kara antrenmanı, ardından kahvaltı derken derslerin başlangıcını kaçırıyorum. ancak hep böyle olurmuş zaten, 15231661 topluluğa girip 1, belki 2 ye düşüyormuş herkesin devam ettiği topluluk sayısı. kusura kalma ORT, başka senelere belki...
neyse bu yorgunlukla daha ne kadar otururum bilinmez, az biraz daha dayanır yatar zıbarırırm artık. haydi kendinize iyi bakın, bana da dua edin spor yaparken düşüp bayılmayayım hamlıktan :D
görüşmek üzere, baş baş...
içerik
kampüs,
sas,
topluluklar
21.10.09
yurttan nağmeler/4
A: Gökhan'ım yavaş git hızlı yazıyorsun
GM: söz verdim ama yurda geçince daha çok olcak diye dimi ama? :)
evet tekrar karşınızdayım ve gerçekten hızlı gittiğimi düşünüyorum, ama günümü paylaşmak çok hoşuma gidiyor buralarda napiyim :)
öncelikle belirtmek isterim ki yeni asılan yurt listelerinde adım olmadığından hala krallar gibi 2. yurtta kalıyorum, pek bi mutlu pek bi sevinçliyim hani bu aralar :)
bugün (daha ziyade yine saat itibariyle dün) ders çıkışına biraz renk katalım dedik, iyi de demişiz. hep birlikte olmasakta 8 kafa insan birlikte yemeğe gittik keyifli eğlenceli muhabbetler döndü dolaştı falan. ardından bugün en çok eğlendiğim atraksiyonu yapmış bulunduk. gittik tabu oynadık :)
A: bu mudur yani?
GM: budur abi eğlendim yani diceğin mi var?
tabu oynarken çok farklı anlatımlarda bulunuldu bazen gülme krizlerine girildi masa olarak. oyuna kadar grup 6 kişiye düştü aslen, sonrasında da 5 e düşmek mecburiyetinde kaldık, ama eğlencenin pek azaldığı söylenemez hani yine :) pek bi atraksiyonlu geçiyor kampüs hayatı, herkesi bekleriz efem!
geçenlerde dediydim ya 5 olacak katıldığım topluluk sayısı diye, yalan oldu o. hani iyi ki de olmuş dicem nerdeyse.
A: neden?
GM: sabır bi! :p
bi sebebi ORT ta aktif olmayı düşünmem, ne yaparım orda bilemem de zaman gösterir illa ki. diğer bi sebebi de SAS (Su Altı Sporları) topluluğuna girmiş bulunmam. saat 21,30-22,45 civarlarında antrenmanları vardı bugün, gittim öldüm bittim. ama mutluyum o ayrı. yalnız ben yüzmeyi böyle bilmezdim sevgili okur. hani kendi kendine yüzmüyorsun ki acıkınca çık dışarı bişeyler atıştır, şezlongda (acaba kelimeyi doğru mu yazdım?) biraz kestir. olmuyor öyle, yüz babam yüz. "Kurbağalama 50 m yüzün! düüüüt" gibisinden komutlar havada uçuştu sürekli. zaten bi de ayağıma kramp girdi ki evlere şenlik! neyse ama azimliyim, önce harbi bi yüzücü olup ardından da serbest dalışta ilerleyeceğim.
en hoşuma giden de az önce topluluğun baş kısımlarından bi yerden mail gelmiş olması. "sizi biraz yorduk ancak bu daha ilk antrenmandı, zamanla zamanla, hepiniz çok iyiydiniz" şeklinde motive edici azcıkta yağlı cümleler vardı :) tuttum ettim.
neyse bakalım yazmak ciddi ciddi zorlaştı, kollarım isyan ediyor! hadi iyi geceler okur ( ya da ne zamana okursan işte kendine göre düzenle o kısmı :) )
baş baş...
dipnot: gereksiz yere bi "A" kişisi uydurdum nedeni belirsiz
GM: söz verdim ama yurda geçince daha çok olcak diye dimi ama? :)
evet tekrar karşınızdayım ve gerçekten hızlı gittiğimi düşünüyorum, ama günümü paylaşmak çok hoşuma gidiyor buralarda napiyim :)
öncelikle belirtmek isterim ki yeni asılan yurt listelerinde adım olmadığından hala krallar gibi 2. yurtta kalıyorum, pek bi mutlu pek bi sevinçliyim hani bu aralar :)
bugün (daha ziyade yine saat itibariyle dün) ders çıkışına biraz renk katalım dedik, iyi de demişiz. hep birlikte olmasakta 8 kafa insan birlikte yemeğe gittik keyifli eğlenceli muhabbetler döndü dolaştı falan. ardından bugün en çok eğlendiğim atraksiyonu yapmış bulunduk. gittik tabu oynadık :)
A: bu mudur yani?
GM: budur abi eğlendim yani diceğin mi var?
tabu oynarken çok farklı anlatımlarda bulunuldu bazen gülme krizlerine girildi masa olarak. oyuna kadar grup 6 kişiye düştü aslen, sonrasında da 5 e düşmek mecburiyetinde kaldık, ama eğlencenin pek azaldığı söylenemez hani yine :) pek bi atraksiyonlu geçiyor kampüs hayatı, herkesi bekleriz efem!
geçenlerde dediydim ya 5 olacak katıldığım topluluk sayısı diye, yalan oldu o. hani iyi ki de olmuş dicem nerdeyse.
A: neden?
GM: sabır bi! :p
bi sebebi ORT ta aktif olmayı düşünmem, ne yaparım orda bilemem de zaman gösterir illa ki. diğer bi sebebi de SAS (Su Altı Sporları) topluluğuna girmiş bulunmam. saat 21,30-22,45 civarlarında antrenmanları vardı bugün, gittim öldüm bittim. ama mutluyum o ayrı. yalnız ben yüzmeyi böyle bilmezdim sevgili okur. hani kendi kendine yüzmüyorsun ki acıkınca çık dışarı bişeyler atıştır, şezlongda (acaba kelimeyi doğru mu yazdım?) biraz kestir. olmuyor öyle, yüz babam yüz. "Kurbağalama 50 m yüzün! düüüüt" gibisinden komutlar havada uçuştu sürekli. zaten bi de ayağıma kramp girdi ki evlere şenlik! neyse ama azimliyim, önce harbi bi yüzücü olup ardından da serbest dalışta ilerleyeceğim.
en hoşuma giden de az önce topluluğun baş kısımlarından bi yerden mail gelmiş olması. "sizi biraz yorduk ancak bu daha ilk antrenmandı, zamanla zamanla, hepiniz çok iyiydiniz" şeklinde motive edici azcıkta yağlı cümleler vardı :) tuttum ettim.
neyse bakalım yazmak ciddi ciddi zorlaştı, kollarım isyan ediyor! hadi iyi geceler okur ( ya da ne zamana okursan işte kendine göre düzenle o kısmı :) )
baş baş...
dipnot: gereksiz yere bi "A" kişisi uydurdum nedeni belirsiz
içerik
kampüs,
sas,
topluluklar
19.10.09
ORT
ORT?
tabi ki bileniniz var ama maksadım başlıktan dikkat çekmekti sevgili okur. neyse bakalım başlayalım.
nedir ORT? ORT = Odtü Radyo Topluluğudur. bugün (aslında saat itibariyle dün) kendilerinin ilk derslerine katılmış bulundum ve doğrusu tanışma toplantısındakinden kat kat daha çok zevk aldım kendilerinden.
özet geçmek gerekir mi? gerekse mi ya da karar veremedim. neyse derste az bişeycik radyo temel kavramlarına değinildi, ardından çıktık Radyo Odtü'nün yayın merkezine (doğru kelimeye karar veremedim bi türlü ya umarım "yayın merkezi" en uygunudur). pek bi gaza geldim oraları görünce, böyle müzikleri falan düzenliyorlar arada anons geçiyorlar, çok tatlıydı.
ardından da gittik çarşıda yemek yedik. zira orada sigarasından rahatsız olup olmadığımızı sorup, olduğumuz cevabını aldığı halde 4 adet sigarayı tüketen bi insan modeliyle yan yana oturdum. pek bi boğucuydu o kısım ama onun dışında yemekte gayet eğlenceliydi.
üstüne de Diren, Caner, Daçe, ben bi langırt oynamışız evlere şenlik (Daçe ye isminden çok bu şekil hitap ediliyor diye böyle yazayım dedim bakalım ya neyse) 55 top aldık, ama 5 maç üzerinden gitmek yerine toplamdan gidelim denildi. Caner ve ben açık ara farkla yenildik sanırım. 20-14 ten sonra saymayı bıraktım çünkü :) ancak 55 üzerinden de oynadığımızı söyleyemem. Caner bi tebriği hakettin sen burdan :) saygılarımı sunarım! adam kaleye girmiş topları tutup geri çıkartıyor eliyle. sayesinde 70 topu vurmuşuzdur hani :):)
eğlenceli geçen bi pazar gününmün ardından kafamda kalmış artıklar bunlar, sağolasın ORT, eğlendirdin bizi :)
görüşelim okur ;)
baş baş...
tabi ki bileniniz var ama maksadım başlıktan dikkat çekmekti sevgili okur. neyse bakalım başlayalım.
nedir ORT? ORT = Odtü Radyo Topluluğudur. bugün (aslında saat itibariyle dün) kendilerinin ilk derslerine katılmış bulundum ve doğrusu tanışma toplantısındakinden kat kat daha çok zevk aldım kendilerinden.
özet geçmek gerekir mi? gerekse mi ya da karar veremedim. neyse derste az bişeycik radyo temel kavramlarına değinildi, ardından çıktık Radyo Odtü'nün yayın merkezine (doğru kelimeye karar veremedim bi türlü ya umarım "yayın merkezi" en uygunudur). pek bi gaza geldim oraları görünce, böyle müzikleri falan düzenliyorlar arada anons geçiyorlar, çok tatlıydı.
ardından da gittik çarşıda yemek yedik. zira orada sigarasından rahatsız olup olmadığımızı sorup, olduğumuz cevabını aldığı halde 4 adet sigarayı tüketen bi insan modeliyle yan yana oturdum. pek bi boğucuydu o kısım ama onun dışında yemekte gayet eğlenceliydi.
üstüne de Diren, Caner, Daçe, ben bi langırt oynamışız evlere şenlik (Daçe ye isminden çok bu şekil hitap ediliyor diye böyle yazayım dedim bakalım ya neyse) 55 top aldık, ama 5 maç üzerinden gitmek yerine toplamdan gidelim denildi. Caner ve ben açık ara farkla yenildik sanırım. 20-14 ten sonra saymayı bıraktım çünkü :) ancak 55 üzerinden de oynadığımızı söyleyemem. Caner bi tebriği hakettin sen burdan :) saygılarımı sunarım! adam kaleye girmiş topları tutup geri çıkartıyor eliyle. sayesinde 70 topu vurmuşuzdur hani :):)
eğlenceli geçen bi pazar gününmün ardından kafamda kalmış artıklar bunlar, sağolasın ORT, eğlendirdin bizi :)
görüşelim okur ;)
baş baş...
içerik
topluluklar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)