atarlı başlık olmuş di mi? korkmayın atar yapmayı düşünmüyorum. ama belki biraz olur yani. belli olmaz. neysem
Kars'a gelmiş bulunmaktayım geçen salı itibariyle. gecenin 4ünde Mersinden Adanaya bi yolculuk yapıp ardından da önce Ankaraya ordan buraya uçtum. Ankaraya uçarken yan sıramda bir çocuk vardı. uçuşun ilk 15 dksını zehir etti bana. ağlasan hadi neyse. "anneeee bu uçak uçmuyooo, düşüyooooo." diye mızmızlana mızmızlana deli etti beni. hayır lost izlemiş adamız. korkuyoruz haliyle...
ha lost demişken. ya arkadaş dün gece emmy ödüllerini izledim izleyebildiğim kadar. sonra saat 5 oldu mu bi baktım uyumuşum. o değil de. lost hiç ödül almadı. çok ilgincime gitti (doğru duydunuz ilgincime gitmek diye bir şey türettim) zaten çok az dalda adaylığı vardı. hiç Jack i falan geçtim de. Benjamin nasıl emmy almaz ya? o adama nasıl vermezsiniz o ödülü? Michael Emerson idi o en iyi yardımcı erkek oyuncu (drama) ödülünün sahibi. Neil Patrick Harris de Barney rolüyle en iyi yardımcı erkek oyuncu (komedi) ödülünü kapamadı ama ona yorumum pek yok. izlemiyor olduğum bir dizi olsa da hakkında fikir sahibi olduğum için The Big Bang Theory'nin Sheldon'unu tebrik ediyorum burdan. zira adam komedi dalında en iyi erkek oyuncu ödülü aldı yani. çoğu diziyi de duymamıştım bir kısmını da hiç izlememiştim emmy alanlardan. ama o ödül Michael'ındı. yanlış yaptınız...
işte buraya geldim geleli pc başında internette veya supernatural izlemekteyim. yahut kitap okuyorum. Stephen King (kendisi adamım olur) adlı yazarın orjinal adı "needfull things" olmakla beraber Türkçe adı "ruhlar dükkanı" olan romanını okumaktayım. bugün dedim ki hazır bende müzik kulaa var biraz. my immortal'ın notalarını buldum ama ı ıh. o kadar garip semboller varmış ki bilmediğim şarkının başını bile çalamıyorum oraya bakarak. ona bakmadan biraz biraz işte. aman öğrenmeden girişme okur.
ya o değil de. yurttan nağmeler yazmayı özledim ben. Ankaraya dönünce bol bol konu çıkacak neyse ki. çünküü bu yıl iki can dost Hilal ve Ayşegül de odtüyü kazanmış bulunmakta. ammaan sabbahlar olmasın :p
bir de son olarak sizlere bi haber vermek istiyorum. çok yedim çok yedim buraya geldiğimden beri böyle oldum. yaa yaa. şaka tabi. kısa bir süre sonra bu blogta bir adet kısa hikaye denemesi göreceksiniz. onu haber vereyim dedim. tabi ne zaman olur belli olmaz ama üzerinde çalışmaya başlayacağım şu aralar.
başka da bir şey yok. kalın sağlıcakla. msn e falan çağırın sıkılmayayım burda. baş baş...
dipnot: bu arada inception rocks!!!
dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
31.8.10
1.2.10
tatil içinde tatile çıkmak
evet sevgili okur. bunu yapacağım. yaparım bunu ben. (birisine aitti o ikisinden birisi, her kim ise selamlar olsun ona) duyar gibiyim sanki "yeter be insan. okurken bi dünya gezdiğin yetmiyor muydu daha nereye gidiyorsun?" şeklinde serzenişler. ki bunu yapanların bir kısmı üst sınıflardan hatta ailemden insanlar. "ben görürüm seni seneye keh keh" şeklinde bi tehditlerle karşı karşıyayım.
neyse işin özü yarın Erzurum yolcusuyum. çok çok görmek istediğim 5 adet insanla konuştum, onun dışında çok çok beni görmek isteyen varsa Erzurum okuyucularımdan (ya da Erzurum okuyucum varsa mı demeliydim?) telefonumu biliyorlardır muhtemelen.
tatilimden biraz bahsedesim var sizlere. bilindiği üzere evime yeni gelmiş bulunmaktayım. sarıldık koklaştık özlemlerimizi giderdik ailemle. yatağımla da yaptım aynısını. doya doya uyuduk beraber. artık kaçıncı yılları olduğunu bilmediğim canım ayıcıklı nevresimlerimle hasret giderdik.
buraya gelirken ayağıma postallarımı bi güzel geçirdim hava kötüdür diye. tabi postalların burunları demirden olduğundan, daha önce de bahsettiğim havaalanlarındaki usta(!) güvenlik önlemleri üzerimdeki diğer her metali çıkartmış olmama rağmen bağıra çağıra bi de üstümü şu diğer aletle arasınlar diye beni yolladı iki sefer. ha bir de bunu anlamam bak. havaalanına girerken beni siz taramadınız mı? arada free shoplarda falan silah bomba cinsi şeyler mi satılıyor? onlardan alıp geçecek değilim ya uçağa. neyse yine kızdım bak. neyse bindik geçtik. koridor tarafında olup uçakta yanımda da bi bayan vardı. cam kenarını da boş görünce kadın sanırım benden korkmuş olacak ki "ben şuraya geçsem daha iyi olur sanırım" diyerekten kendi kendine gitti oraya oturdu. bunu sesli söylemesinin sebebi nedir henüz çözebilmiş değilim. sonunda bitti ya o yol ona da şükür.
dünde kayağa gittik. cins bi insan modeliyle daha karşılaştım demesem olmaz onu sizlere. tamam kaymayı unutmuşum bunu fark ettim önce. bunu itiraf etmem gerek. az birşey kayıp bıraktım sonrasında da. son kaydığımda yolun sağ tarafına sapıp istemsiz olarak bi kızı yere yığdım. haliyle ben de yığıldım. neyse yardım ettim falan fistan. annesi çıktı kızın "nası başardın ki sen onu yapmayı?" diye çemkirerekten. neyse dedim sakin ol Gökhan. bilerek gidip kaza mı yapar lan insanlar? cins insan. aşırı korumacı çirkef anne modeli seni. ayıp ama..
Caner bu paragraf sana armağanım ola:
sevgili okur bu tatilimin ilk haftasını Caner pek bi renklendirdi. beni üşengeçliğimden kurtardı. "la oğlum modern warfare 2 çok manyak olmuş bak oyna onu mutlaka" dedi. daha önce bunu defalarca duymama rağmen şimdiye kadar Caner'den aldığım hiçbir oyun tavsiyesinde pişman olmadığımdan yine dinledim onu. oynadım bitirdim. yok arkadaş bu adamla oyun zevklerimiz nasıl uyuşuyor bi anlayamadım gitti. saygılar sunuyorum sana. ayakta alkışlıyorum seni. ayrıca modern warfare ler bağlantılıymış onu bilmiyordum öğrenmiş oldum. bu sebepten sonra da 1 i bitirdim. ondan da pişman değilim. sırada 9 şubatta çıkacak olan bioshock 2 var. o zamana kadar da herhalde cod 2 yi de oynarım gibime geliyor. bioshock u da Caner'den almıştım bak okur. oyun kıtlığındaysanız Caner'den tavsiye alınız benim diyeceğim budur.
son olarak bir de burdan Flashforward yapımcılarına sesleniyorum. mart çok geç ağbi, nolur şu diziyi erken başlatın aağbi...
hadi şimdilik kaçtım ben. dönerim sonra bi ara ;)
dipnot: şu assassin's creed 2 de pc ye çıksa artık keşke dimi ama?
neyse işin özü yarın Erzurum yolcusuyum. çok çok görmek istediğim 5 adet insanla konuştum, onun dışında çok çok beni görmek isteyen varsa Erzurum okuyucularımdan (ya da Erzurum okuyucum varsa mı demeliydim?) telefonumu biliyorlardır muhtemelen.
tatilimden biraz bahsedesim var sizlere. bilindiği üzere evime yeni gelmiş bulunmaktayım. sarıldık koklaştık özlemlerimizi giderdik ailemle. yatağımla da yaptım aynısını. doya doya uyuduk beraber. artık kaçıncı yılları olduğunu bilmediğim canım ayıcıklı nevresimlerimle hasret giderdik.
buraya gelirken ayağıma postallarımı bi güzel geçirdim hava kötüdür diye. tabi postalların burunları demirden olduğundan, daha önce de bahsettiğim havaalanlarındaki usta(!) güvenlik önlemleri üzerimdeki diğer her metali çıkartmış olmama rağmen bağıra çağıra bi de üstümü şu diğer aletle arasınlar diye beni yolladı iki sefer. ha bir de bunu anlamam bak. havaalanına girerken beni siz taramadınız mı? arada free shoplarda falan silah bomba cinsi şeyler mi satılıyor? onlardan alıp geçecek değilim ya uçağa. neyse yine kızdım bak. neyse bindik geçtik. koridor tarafında olup uçakta yanımda da bi bayan vardı. cam kenarını da boş görünce kadın sanırım benden korkmuş olacak ki "ben şuraya geçsem daha iyi olur sanırım" diyerekten kendi kendine gitti oraya oturdu. bunu sesli söylemesinin sebebi nedir henüz çözebilmiş değilim. sonunda bitti ya o yol ona da şükür.
dünde kayağa gittik. cins bi insan modeliyle daha karşılaştım demesem olmaz onu sizlere. tamam kaymayı unutmuşum bunu fark ettim önce. bunu itiraf etmem gerek. az birşey kayıp bıraktım sonrasında da. son kaydığımda yolun sağ tarafına sapıp istemsiz olarak bi kızı yere yığdım. haliyle ben de yığıldım. neyse yardım ettim falan fistan. annesi çıktı kızın "nası başardın ki sen onu yapmayı?" diye çemkirerekten. neyse dedim sakin ol Gökhan. bilerek gidip kaza mı yapar lan insanlar? cins insan. aşırı korumacı çirkef anne modeli seni. ayıp ama..
Caner bu paragraf sana armağanım ola:
sevgili okur bu tatilimin ilk haftasını Caner pek bi renklendirdi. beni üşengeçliğimden kurtardı. "la oğlum modern warfare 2 çok manyak olmuş bak oyna onu mutlaka" dedi. daha önce bunu defalarca duymama rağmen şimdiye kadar Caner'den aldığım hiçbir oyun tavsiyesinde pişman olmadığımdan yine dinledim onu. oynadım bitirdim. yok arkadaş bu adamla oyun zevklerimiz nasıl uyuşuyor bi anlayamadım gitti. saygılar sunuyorum sana. ayakta alkışlıyorum seni. ayrıca modern warfare ler bağlantılıymış onu bilmiyordum öğrenmiş oldum. bu sebepten sonra da 1 i bitirdim. ondan da pişman değilim. sırada 9 şubatta çıkacak olan bioshock 2 var. o zamana kadar da herhalde cod 2 yi de oynarım gibime geliyor. bioshock u da Caner'den almıştım bak okur. oyun kıtlığındaysanız Caner'den tavsiye alınız benim diyeceğim budur.
son olarak bir de burdan Flashforward yapımcılarına sesleniyorum. mart çok geç ağbi, nolur şu diziyi erken başlatın aağbi...
hadi şimdilik kaçtım ben. dönerim sonra bi ara ;)
dipnot: şu assassin's creed 2 de pc ye çıksa artık keşke dimi ama?
2.9.09
minik Ankara trip
Evet tekrar gelmiş bulunmaktayım. 3 günlük ara ardından tekrar burdayım ve sanırım bu sefer yazacağım şeyler birazcık arttı :D
Öncelikle gidişten bahsetmek istiyorum sizlere. Özellikle havaalanlarındaki kendini güvenlik önlemi sanan önlemlere değinmek istiyorum. Çünkü gıcık kapmış durumdayım her cihazdan geçerken kemer çıkartma mevzusundan. Madem o kadar gelişmiş bi teknolojisin sen kemerimde ötmeyiversin. Aynı cihazlardan alışveriş merkezlerinde de var ama onlar ötmüyor. Nesin ki sen kemeri öttürünce ödül mü veriyorlar? Haaa?? Hatta dönüşte sırf uğraşmamak için kemersiz geldim, o derece... Neyse kızdım ettim sinirimi de dile getirdim devam edelim :) Bir de check-in de verilen kağıtta yazan "uçağa kabul kalkış saatinden 15 dk önce sona ermektedir" yazısının umarım bir gün gerçekleştiğini görürüm. Çünkü giderken kalkış saatinde binmeye başladık dönerken de kalkış saatine 15 dk kala. Burdan da bunu yapan tüm havayolu şirketlerine seslenmişte oldum iyice rahatladım, ohhh :D
Sonraaa gelelim bir de kuzenin hız tutkusuna. Ona da değinmeden geçemem, geçersem ayıp olur vs. vs. Pazar günü bizi aldığında 160 civarında bi hızla radara girip durdurulmadan geçtik bu işin ilk ilginç tarafıydı. İkinci ilginç tarafıysa sayesinde 205 i görmüş olduğum için 150 ye düştüğünde içimin rahat ettiğini hissetmemdi, oysa ki o bile fazladır bana :D Zaten dönüşte de 176 ile radara girip bu sefer durdurulduk o da acısı oldu işin...
Sonraa pazartesiye gelirsek gerekli bazı mercilere (merci yanlış olmuş olabilir) gittikten sonra meclis lojmanlarına dönüş yaptık babamla. Girdik Miraç var orda benim ilkokuldan yakın arkadaş, bi de Alican'ı aradık sonra. Ohh keyfe diyecek yok :D En son 2 yıl önce bi araya gelmiştik zaten. Miraç pek bize takılamasa da gece takıldık onla da. Bana biraz batak öğrettiler, öğretirken dalga geçtiler. Sonra ps3 e gittik. Her ne kadar beni pes e almayın beceremem nidalarım havada uçuşsa da 3 kişi oynadık 2 sefer. 2 sinde de beni alan takım yenildi. Demek ki neymiş, benimle pes oynanmayacakmış, kapiş? :D Ama sonra da smack down a girmişiz, Alican ve ben 1 olduk Miraç'ın kardeşi tek. Hatta biz ilk bikaç oyunda bir de bot aldık ama anca 2 kere yenebildik işte. Naparsın ama ben ringden Çağrı'nın adamın üstüne atlicam derken Alican'ın adama ya da bota atladığım için biraz zor oldu yenmelerimiz. Ancak 2 nakavtı da ben yaptım hakkım yenmesin lütfen :D Sonra bi de gece gece çıktık kuğulu park a gittik, Tunalı'da gezdik. Baya bi boştu ama gezdik eğlendik işte. Gecenin 2 sinde de yemeğe gittik aç insanlar olarak :D öyle güzel bi gün geçirdik kendileriyle. En kısa zamanda tekrarlanacak inşallah yine...
Başka naptık lan biz?... Durun az sonra bulur yazarım :D
< 2 dk sonra >
Yok düşündüm taşındım başka bişey bulamadım. Salı günü pek bişey yapmadık ama en güzeli gittik kaydımı yaptım geldik. Pek bi hafifledik pek bi rahatladık vs. vs.
Takvimlerimiz bugünü gösterince de çıktık geldik. En çok "Prototype" i özlemiş olacağım ki baya bi oynadım bugün. Bir de "Prison Break" 4. sezonu merak ediyordum 2 bölüm izleyerek devama başladım bugün. Sara döndü bi mutlu oldum falan. Öyle işte...
Bu yazımı pek bi sıkıcı buldum, kendi kendime sıkıcı oyu vereceğim. En azından sınırlı sayıdaki oylardan birini de arttırmış olurum böylece (bkz: okura sitem). Öyle böyle gittik geldik, sizi gördük mutlu olduk. Beni sabırla bekleyenleriniz var ise teşekkür ederim :D
Görüşürük
dipnot: başlıkla aynı isimde açmış olduğum face albümünde bu trip ten fotoğrafları bulabilirsiniz. Saygılar efem :)
Öncelikle gidişten bahsetmek istiyorum sizlere. Özellikle havaalanlarındaki kendini güvenlik önlemi sanan önlemlere değinmek istiyorum. Çünkü gıcık kapmış durumdayım her cihazdan geçerken kemer çıkartma mevzusundan. Madem o kadar gelişmiş bi teknolojisin sen kemerimde ötmeyiversin. Aynı cihazlardan alışveriş merkezlerinde de var ama onlar ötmüyor. Nesin ki sen kemeri öttürünce ödül mü veriyorlar? Haaa?? Hatta dönüşte sırf uğraşmamak için kemersiz geldim, o derece... Neyse kızdım ettim sinirimi de dile getirdim devam edelim :) Bir de check-in de verilen kağıtta yazan "uçağa kabul kalkış saatinden 15 dk önce sona ermektedir" yazısının umarım bir gün gerçekleştiğini görürüm. Çünkü giderken kalkış saatinde binmeye başladık dönerken de kalkış saatine 15 dk kala. Burdan da bunu yapan tüm havayolu şirketlerine seslenmişte oldum iyice rahatladım, ohhh :D
Sonraaa gelelim bir de kuzenin hız tutkusuna. Ona da değinmeden geçemem, geçersem ayıp olur vs. vs. Pazar günü bizi aldığında 160 civarında bi hızla radara girip durdurulmadan geçtik bu işin ilk ilginç tarafıydı. İkinci ilginç tarafıysa sayesinde 205 i görmüş olduğum için 150 ye düştüğünde içimin rahat ettiğini hissetmemdi, oysa ki o bile fazladır bana :D Zaten dönüşte de 176 ile radara girip bu sefer durdurulduk o da acısı oldu işin...
Sonraa pazartesiye gelirsek gerekli bazı mercilere (merci yanlış olmuş olabilir) gittikten sonra meclis lojmanlarına dönüş yaptık babamla. Girdik Miraç var orda benim ilkokuldan yakın arkadaş, bi de Alican'ı aradık sonra. Ohh keyfe diyecek yok :D En son 2 yıl önce bi araya gelmiştik zaten. Miraç pek bize takılamasa da gece takıldık onla da. Bana biraz batak öğrettiler, öğretirken dalga geçtiler. Sonra ps3 e gittik. Her ne kadar beni pes e almayın beceremem nidalarım havada uçuşsa da 3 kişi oynadık 2 sefer. 2 sinde de beni alan takım yenildi. Demek ki neymiş, benimle pes oynanmayacakmış, kapiş? :D Ama sonra da smack down a girmişiz, Alican ve ben 1 olduk Miraç'ın kardeşi tek. Hatta biz ilk bikaç oyunda bir de bot aldık ama anca 2 kere yenebildik işte. Naparsın ama ben ringden Çağrı'nın adamın üstüne atlicam derken Alican'ın adama ya da bota atladığım için biraz zor oldu yenmelerimiz. Ancak 2 nakavtı da ben yaptım hakkım yenmesin lütfen :D Sonra bi de gece gece çıktık kuğulu park a gittik, Tunalı'da gezdik. Baya bi boştu ama gezdik eğlendik işte. Gecenin 2 sinde de yemeğe gittik aç insanlar olarak :D öyle güzel bi gün geçirdik kendileriyle. En kısa zamanda tekrarlanacak inşallah yine...
Başka naptık lan biz?... Durun az sonra bulur yazarım :D
< 2 dk sonra >
Yok düşündüm taşındım başka bişey bulamadım. Salı günü pek bişey yapmadık ama en güzeli gittik kaydımı yaptım geldik. Pek bi hafifledik pek bi rahatladık vs. vs.
Takvimlerimiz bugünü gösterince de çıktık geldik. En çok "Prototype" i özlemiş olacağım ki baya bi oynadım bugün. Bir de "Prison Break" 4. sezonu merak ediyordum 2 bölüm izleyerek devama başladım bugün. Sara döndü bi mutlu oldum falan. Öyle işte...
Bu yazımı pek bi sıkıcı buldum, kendi kendime sıkıcı oyu vereceğim. En azından sınırlı sayıdaki oylardan birini de arttırmış olurum böylece (bkz: okura sitem). Öyle böyle gittik geldik, sizi gördük mutlu olduk. Beni sabırla bekleyenleriniz var ise teşekkür ederim :D
Görüşürük
dipnot: başlıkla aynı isimde açmış olduğum face albümünde bu trip ten fotoğrafları bulabilirsiniz. Saygılar efem :)
12.7.09
blog özlemi
Evet sevgili okurlar tekrar ben geldim. Kısa bir tatilin ardından yine kısa bir süre (en çok 2-3 gün) buralardayım tekrardan. Neyse efendim size dedim bir önceki yazıda kuzenin kablosuzu sömürür tatil resimleri atarım falan ama resimler yolu geçip tatil mekanlarımda da bolca resim çekilip edildiğim için ekleyecek resim sayısı hayli arttı. E madem buraya bakıyorsunuz illa ki çoğunuzun bi facebook u falan vardır. Oraya atacağım resimleri birare sonra oralardan bakarsınız.
Hani ben bu kadar zamandır yokum ya ne yaptım ne ettim kesin merak etmişsinizdir(?). İşte en son ve en boş yazımı yazdıktan 2 gün kadar sonra Fethiye'ye geçtim dayımın yanına. Dayımın çalıştığı otelde güzelinden 3 gün geçirdim. En çok güldüğüm mevzu gittiğim sabah güvenlik arandığında geçen mevzuydu. Bir adet bayan müşteri şikayet etmiş "Horoz ötüyor" diye. Yani horozdan sabah sabah başka ne yapmasını bekleyebilirsin ki sen? Gitmişsin tatil köyüne ki ciddi köy mekanıydı. Tabi ki ötecek o hayvancağız. Yazık başka bi abim de bisikletle gidip suç mahaline susturdu mu ne yaptı ben de bilmiyorum. Kendime hoşsohbet birkaç abi arkadaş falan da edindim sonra gittim Antalya'ya.
Laaan orda bi lunapark var aranızda manyak olan herkese öneririm :) Ben ki şu zamana kadar binmiş olduğu en manyak cihaz makas olan (aka kamikaze-explorer vs.) kişi orda jüpiter ismi takılmış bir cihazla karşılaştım. Ufaktan mekanizmayı özetlersem makasın bi kolunu alıyorsun, alttaki kafesi çıkartıp yuvarlak platformu yapıştırıyorsun bir güzeel. Ardından platformumuz kendi ekseni etrafında dönerken bu makasımızın kolu da aynı şekilde dönüp duruyor. İşte aranızda benim gibi midesi bulanacağı kesinkes belli olduğu halde manyaklık peşinde bulunanlara o cihazı ve türevlerini öneririm. Yalnııız Hilal'i bilenler bilir yanınıza Hilal gibi bir organizma almayınız :):)
Başlığı da blog özlemi koydum dedim vardır yazacak bolca şeyim ama anca bu kadarcık çıktı yahu. Zaten güzel de olmadı lan ne beceriksizleştim bu aralar ben böyle...
Anaam sabaha da ÖSS puanları belli oluyor herkes için hayırlısı...
Ufak müjde (kime göre, neye göre?): Avatar'ı bitirdim How I Met Your Mother'a başladım. POP 1 i bitirdiğimi yazdım mı hatırlamıyorum ama POP 2 de bitti 3 e başladım. Neyse yine saçmaladım saçmalayacağım kadar hadi kaçem ben :)
Baş baş...
Hani ben bu kadar zamandır yokum ya ne yaptım ne ettim kesin merak etmişsinizdir(?). İşte en son ve en boş yazımı yazdıktan 2 gün kadar sonra Fethiye'ye geçtim dayımın yanına. Dayımın çalıştığı otelde güzelinden 3 gün geçirdim. En çok güldüğüm mevzu gittiğim sabah güvenlik arandığında geçen mevzuydu. Bir adet bayan müşteri şikayet etmiş "Horoz ötüyor" diye. Yani horozdan sabah sabah başka ne yapmasını bekleyebilirsin ki sen? Gitmişsin tatil köyüne ki ciddi köy mekanıydı. Tabi ki ötecek o hayvancağız. Yazık başka bi abim de bisikletle gidip suç mahaline susturdu mu ne yaptı ben de bilmiyorum. Kendime hoşsohbet birkaç abi arkadaş falan da edindim sonra gittim Antalya'ya.
Laaan orda bi lunapark var aranızda manyak olan herkese öneririm :) Ben ki şu zamana kadar binmiş olduğu en manyak cihaz makas olan (aka kamikaze-explorer vs.) kişi orda jüpiter ismi takılmış bir cihazla karşılaştım. Ufaktan mekanizmayı özetlersem makasın bi kolunu alıyorsun, alttaki kafesi çıkartıp yuvarlak platformu yapıştırıyorsun bir güzeel. Ardından platformumuz kendi ekseni etrafında dönerken bu makasımızın kolu da aynı şekilde dönüp duruyor. İşte aranızda benim gibi midesi bulanacağı kesinkes belli olduğu halde manyaklık peşinde bulunanlara o cihazı ve türevlerini öneririm. Yalnııız Hilal'i bilenler bilir yanınıza Hilal gibi bir organizma almayınız :):)
Başlığı da blog özlemi koydum dedim vardır yazacak bolca şeyim ama anca bu kadarcık çıktı yahu. Zaten güzel de olmadı lan ne beceriksizleştim bu aralar ben böyle...
Anaam sabaha da ÖSS puanları belli oluyor herkes için hayırlısı...
Ufak müjde (kime göre, neye göre?): Avatar'ı bitirdim How I Met Your Mother'a başladım. POP 1 i bitirdiğimi yazdım mı hatırlamıyorum ama POP 2 de bitti 3 e başladım. Neyse yine saçmaladım saçmalayacağım kadar hadi kaçem ben :)
Baş baş...
26.6.09
chicken translation
Evet bu gece çok değişik ve benimle alakası olmayan bir konuya parmak basacağım. Biraz kendi sınırlarım dışına çıkayım istedim :P Neyse konumuz başlıktan da fikir edinileceği üzere bizim şahane(!) çevirmenlerimizin şahane(!)(?)(!) çevirileri...
Çevirmenlerimizin gerek dizilerde gerek filmlerde gerekse şarkı sözlerinde yaptıkları saçma sapan çeviriler üzerine ortaya çıkmış bir yazıdır bu. Öncelikle dizi ve filmlere değineyim daha sonra şarkı çevirileriyle ilgili örnekleri bizzat buraya aktaracağım. İngilizce bilen okuyucularım anlayacak, bilmeyenler öyle bakacak hehe :D
Filmlerde falan duyduğumuz "lanet olsun" tarzındaki çevirilier mesela. Tamam anlıyorum tabi ki direkt olarak çeviremezler adamlar da herşeyi de öyle çevirmezler ki... Neyse bu konu zaten halk arasında da fazlasıyla konuşulan bir konu (ben nerdenim ki hmmm :D)
Asıl yazmak istediğim Heroes dizisiyle ilgili bi anımdı. Günlerden birgün bi arkadaşla izlerken Heroes u benim ustalıkla bulduğum altyazının konuşmalardan önce gittiğini fark ettik. Sonra ben birkaç yerde denedim ki bakalım İngilizceye çevirebilecek miyim? Yok arkadaş her seferinde mi yanlış olur. Altta Türkçe yazan yazıyı gayet güzel İngilizceye çeviriyorum ben, orda Sylar gidiyor başka cümle kuruyor. Hadi tek başıma olsam neyse, arkadaşta onaylıyor benim çevirimi. Kısacası bilmiyorum yani, ya bizim çevirmenlerde bi problem var ya da bizde. Yorum size kalmış :D
Bir de muhtemelen haksızım ama buna da değinmek istiyorum. Filmlerin orjinal adı neden değiştirilir? Tamam belki konuya bağlı olarak değiştiriyorsun da o kadar da olmaz ki ya. Görürsünüz yakında "Alone" diye bir film var. Üstüne kocaman yazmışlar "İçimdeki Şeytan". Bıraksanıza filmin adı "Yalnız" olsun, sizin yorumlarınızı neden okumak zorundayız ki biz yahu?
Neyse geliyorum şarkılara. Caner'le birlikte tescilleyip bayağı güldük bunlara az önce, direkt olarak siteden buraya kopyalıyorum şimdi. Şarkı Evanescence - Understanding (original) (aaah Amy Lee (L) :D) Neyse gelelim sözlere:
Biliyorum bayağı hacimli bir yazı oldu ama bu şikayetimi dile getirmek istedim fazlasıyla :D şarkının tam çevirisne bakmak isteyenler için (tam çeviri?)http://ceviri.alternatifim.com/data.asp?ID=1867&sarki=Understanding(Original)&sarkici=Evanescence&ok=1 linkte burda işte :D
Bunu okuduktan sonra gidip bir bardak soğuk su içiniz, ancak ayılırsınız, hatta ki İngilizce seviyeniz çok iyiyse daha fazlasını yapabilirsiniz suyla (kafa aşağı boca etmek gibi) alternatif çok :D Hadi görüşmek üzere. Baş baş...
Çevirmenlerimizin gerek dizilerde gerek filmlerde gerekse şarkı sözlerinde yaptıkları saçma sapan çeviriler üzerine ortaya çıkmış bir yazıdır bu. Öncelikle dizi ve filmlere değineyim daha sonra şarkı çevirileriyle ilgili örnekleri bizzat buraya aktaracağım. İngilizce bilen okuyucularım anlayacak, bilmeyenler öyle bakacak hehe :D
Filmlerde falan duyduğumuz "lanet olsun" tarzındaki çevirilier mesela. Tamam anlıyorum tabi ki direkt olarak çeviremezler adamlar da herşeyi de öyle çevirmezler ki... Neyse bu konu zaten halk arasında da fazlasıyla konuşulan bir konu (ben nerdenim ki hmmm :D)
Asıl yazmak istediğim Heroes dizisiyle ilgili bi anımdı. Günlerden birgün bi arkadaşla izlerken Heroes u benim ustalıkla bulduğum altyazının konuşmalardan önce gittiğini fark ettik. Sonra ben birkaç yerde denedim ki bakalım İngilizceye çevirebilecek miyim? Yok arkadaş her seferinde mi yanlış olur. Altta Türkçe yazan yazıyı gayet güzel İngilizceye çeviriyorum ben, orda Sylar gidiyor başka cümle kuruyor. Hadi tek başıma olsam neyse, arkadaşta onaylıyor benim çevirimi. Kısacası bilmiyorum yani, ya bizim çevirmenlerde bi problem var ya da bizde. Yorum size kalmış :D
Bir de muhtemelen haksızım ama buna da değinmek istiyorum. Filmlerin orjinal adı neden değiştirilir? Tamam belki konuya bağlı olarak değiştiriyorsun da o kadar da olmaz ki ya. Görürsünüz yakında "Alone" diye bir film var. Üstüne kocaman yazmışlar "İçimdeki Şeytan". Bıraksanıza filmin adı "Yalnız" olsun, sizin yorumlarınızı neden okumak zorundayız ki biz yahu?
Neyse geliyorum şarkılara. Caner'le birlikte tescilleyip bayağı güldük bunlara az önce, direkt olarak siteden buraya kopyalıyorum şimdi. Şarkı Evanescence - Understanding (original) (aaah Amy Lee (L) :D) Neyse gelelim sözlere:
That's the way the human mind works
(O yolda insani düşünceler çalışır)
**
(Can't wash it all away)((Uzaktan yıkayamaz mısın?))(Can't wish it all away)((Uzaktan dileyemez misin?))(Can't hope it all away)((Uzaktan umamaz mısın?))(Can't cry it all away)((Uzaktan ağlayamaz mısın?)) **
The pain that grips you(Acı seni sımsıkı tutuyor)The fear that binds you(Korku seni bağlıyor)Releases life in me(Bendeki hayatı serbest bırak) **
When the darkness fades away(Karanlık uzağa solduğunda)The dawn will break the silence(Şafak sessizlikle kırılacak) **
Can't fight it all away(Uzaktan savaşamaz mısın?)Can't hope it all away(Uzaktan umamaz mısın?)Can't scream it all away(Uzaktan bağıramaz mısın?)(Uzaktan bağıramaz mısın?)It just won't fade away,(Uzaktan doğru solmayacak)
Biliyorum bayağı hacimli bir yazı oldu ama bu şikayetimi dile getirmek istedim fazlasıyla :D şarkının tam çevirisne bakmak isteyenler için (tam çeviri?)http://ceviri.alternatifim.com/data.asp?ID=1867&sarki=Understanding(Original)&sarkici=Evanescence&ok=1 linkte burda işte :D
Bunu okuduktan sonra gidip bir bardak soğuk su içiniz, ancak ayılırsınız, hatta ki İngilizce seviyeniz çok iyiyse daha fazlasını yapabilirsiniz suyla (kafa aşağı boca etmek gibi) alternatif çok :D Hadi görüşmek üzere. Baş baş...
içerik
çevirmenlik,
dizi,
müzik
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)