başlık bile bulamadım, eski konulardan birinin başlığını aldım ya başa hadi hayırlısı
<--------------------------------------------------------------------------------->
neyse efendim böyle ayın bi başında bi sonunda yazar oldum, ama blog u unuttuğumdan sizleri unuttuğumdan değil hani yanlış anlaşılmaya. konu bulamıyorum arkadaş. o yüzden "Boşluk/2" iyi bi başlık olmuş bile olabilir hani. neyse bakalım yine bu eski konularımdan birine benzeyebilir zira bana öyle olacakmış gibi geliyor
neyse bizim okulumuz sağolsun biz hazırlıklara ilkokul yahut lise muamelesi yapıp bizim derslerimizi bugün başlatmış bulunmakta, gittik bugün (bilmeyenler için inter oldum) sınıfımıza oturduk bekledik hocamız gelsin. tatlı böyle hafif deli bi kadın gibi görünüyordu, hoşuma gitti. ancak deneyimlerime dayanarak "kızdırılmaması gereken" bir insan olduğunu söyleyebilirim sanırım. yarın da ilk quiz imizi yapacakmış bize sağolsun (herkes sağoluyor ya hayırlısı) zaten yazı yazmakta tekrar zorlandım bugün ya ona da hayırlısı bakalım :)
ayrıca yine gittim bugün yurda kaydımı yaptırdım, ancak az önce birşey fark etmiş bulunmaktayım ki bana gerçekten geçici muamelesi yapıyorlar (ya da bilgi eksikliğimden öyle geliyor). çünkü bizlere yurt kimliği verilmesi gerektiği konusunda güçlü hislerim var :) ancak adımın karşısına bi geçici yazıldı diye adamlar bi kimlik bile vermediler, yazıklar olsun size. kınadım :p (ha bu sözlerim daha sonra ağzıma tıkılabilir mi tıkılabilir gelir özrümüzü de dileriz :) ) ayrıcaaa, yemek dersleri alınır! arz ederim.
ayrıca sizlere tavsiye, uzaklarda akrabalarınız varsa bayramlarda falan gittiğinizde sürprizlere hazırlıklı olun kimin geleceği hiç belli olmuyor. sülale bi araya geldi nerdeyse bu bayram güzel de oldu. hatta siz de gidin sürpriz yapın zira sürpriz yapan daha güzel karşılanıyor, ertesi gün istediği her türlü yemek yapılıyor vs :) keyifli oluyor yani :)
kendisine ait portatif pc sahiplerine de burdan sesleniyorum ve diyorum ki tatile giderken eğer benim gibi sürekli pc başında oturanlardansanız illa ki bişey yapın alın pc nizi yanınıza. sonra gereksiz bi özlem oluyor "ama bilemedim ben onuuu :(" şeklinde neden almadığınız konusunda sızlanabiliyorsunuz, deneyimlerimden bunları da iletirim :)
sizlere söz de vereyim (umarım boş çıkmaz) yurt ortamına girdiğimde daha da çok yazacağım yazı. böyle diyorum çünkü konu olarak oralarda sıkılacağımı zannetmiyorum. yeni insanlar, eğlence, gırgır, şamata, haydi eller havaya, hoppaaaaa, vs. vs. lerden pek çok yazacak şey çıkacağına inanıyorum :)
dipnot: illa yeni cümleye başlarken "shift" adlı tuşa basmaktan sıkılmış olacağım ki büyük harfleri fark edeceğiniz üzere yazılarımdan kaldırmış bulunmaktayım. arz ederim!
kendime not: paragraf girişlerini biraz daha düzgün yap be adam!
baş baş... :)
konusuzluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
konusuzluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24.9.09
28.8.09
konu sıkıntısı
"I hate you Kars!!!!"
Evet içimdeki nefreti kustuktan sonra (yanlış anlaşılmasın bu nefretin sebebi sadece yapacak bişeyim olmayışıdır, yoksa ülkemin her bir tarafı güzeldir çok severim hepsini birden) yazıma başlıyorum artık. Dediğim gibi yapıp ettiğim bişey olmadığından ev dışında bişeyler yazmayı düşünmüyordum aslında Ankara'ya gidip gelene kadar. Duramadım işte ama :)
Aslında ne yazacağımı da pek bilmiyorum, o yüzden düşünüp düşünüp ara ara yazacağım buraya, arada belirtirim hatta kaçar dk geçtiğini güzel olur öyle bi :)
< 1 dk bile geçmeden >
Bu aralar unutkanlığım var o yüzden bu diyeceğimi hatırlamak yaklaşık 1 dk mı aldı, kusuruma bakmayın :D Fantastik oyun sıkıntısı çekiyordum geçenlerde, sonunda "mininova" ya girdim, oyunlar listesinde en çok seed alanlara baktım. İsmi en çok hoşuma giden "Prototype" oldu. Sadede gelirsek eğer indirdim kendisini (korsana evet diyorum) oyuna başladım. Son zamanlarda oynadığım en güzel fantastik oyunlardan biri haline geliverdi. Ne kadar çok oynun daha başında "Spider-Man: Web of Shadows" aklıma gelmiş olsa ve ilerledikçe başka oyunları da hatırlatsa yine de çok zevkli ve zevkini kaybetmeyen bir oyun. Fantastik oyun severlere diyeceklerim bu kadar :)
< 7-8 dk arası bişey >
Madem oyunlardan bahsettim bi de "The Sims 3" ile ilgili bişey demek istiyorum yüksek müsadenizle. Önceki oyunlarındansa daha bi güzel grafikleri olacağını sanıyordum ancak biraz çizgifilmimsi olmuş kendisi. Ancak kişilerde kilo, kas, yüzlerde ince detay ve hatta takıya kadar karışabilme işini sevdim doğrusu. Ayrıca Hilal'in verdiği isim olan "Ceren" i kullanarak kendime bir de eş yaptım, sarışın tatlı bi kız oldu. Bulursam öylesiyle evlenirim herhalde anca :D Hatta alın size biz :D
< 15 dk geçmiş bu sefer kontrol ettim :) >
Bu aralar msn de toplu konuşma çılgınlığı yaşamaktayım. Msn de çok top var :p (biliyorum kötü :D). Neyse işte galiba son 1 haftadır oluyor bu olay, herkes msn de oluyor, pek bi dolu oluyor msn. Toplu konuşmadan geçemiyorum msn e girdiğim sıralarda. Ki eğlenceli de oluyor. Msn den uzak kalmayın sizlerle de toplu konuşma yapalım vs. vs.
< 2 dk sonra >
Bakın yeni fark ettim, salı günü kayıt yaptırıp ODTÜ'lü oluyorum. Çok heyecanlı lan :D
< 5 dk sonra >
Tam aklıma yazacak bişey gelmişti ki facebook ta "dalin" reklamı gördüm. Çocuk olasım, dalinle yıkanasım geldi tekrardan :)
Şimdi asıl yazacağım konuya gelirsek, bir önceki yazıda bahsetmiştim sanırım "Paramore - Misery Business" şarkısından. O yazıdan kısa bi süre sonra da dayanamadım. Tüm diskografisini indirdim kendilerinin (hala korsana evet diyorum :D) Neyse işte gayet güzel çalmış söylemişler. Hayley Williams'ın gerek ses tonunun şekerliği gerek yaptığı yerinde vurgulamalar çok hoşuma gitti. Bunu da sizlerle paylaşayım istedim.
Neyse iyi güzel konusuzluktan 6 konu çıkarttım gurur duyuyorum kendimle. Herhalde bi dahaki yazım Ankara'dan döndükten sonra gelir, o zamana kadar "Hadi artık yazsın şu çocuk ta okuyup gülelim eğlenelim!" diye beklemeyin :D
Hadi şimdilik esen kalın, baş baş...
Evet içimdeki nefreti kustuktan sonra (yanlış anlaşılmasın bu nefretin sebebi sadece yapacak bişeyim olmayışıdır, yoksa ülkemin her bir tarafı güzeldir çok severim hepsini birden) yazıma başlıyorum artık. Dediğim gibi yapıp ettiğim bişey olmadığından ev dışında bişeyler yazmayı düşünmüyordum aslında Ankara'ya gidip gelene kadar. Duramadım işte ama :)
Aslında ne yazacağımı da pek bilmiyorum, o yüzden düşünüp düşünüp ara ara yazacağım buraya, arada belirtirim hatta kaçar dk geçtiğini güzel olur öyle bi :)
< 1 dk bile geçmeden >
Bu aralar unutkanlığım var o yüzden bu diyeceğimi hatırlamak yaklaşık 1 dk mı aldı, kusuruma bakmayın :D Fantastik oyun sıkıntısı çekiyordum geçenlerde, sonunda "mininova" ya girdim, oyunlar listesinde en çok seed alanlara baktım. İsmi en çok hoşuma giden "Prototype" oldu. Sadede gelirsek eğer indirdim kendisini (korsana evet diyorum) oyuna başladım. Son zamanlarda oynadığım en güzel fantastik oyunlardan biri haline geliverdi. Ne kadar çok oynun daha başında "Spider-Man: Web of Shadows" aklıma gelmiş olsa ve ilerledikçe başka oyunları da hatırlatsa yine de çok zevkli ve zevkini kaybetmeyen bir oyun. Fantastik oyun severlere diyeceklerim bu kadar :)
< 7-8 dk arası bişey >
Madem oyunlardan bahsettim bi de "The Sims 3" ile ilgili bişey demek istiyorum yüksek müsadenizle. Önceki oyunlarındansa daha bi güzel grafikleri olacağını sanıyordum ancak biraz çizgifilmimsi olmuş kendisi. Ancak kişilerde kilo, kas, yüzlerde ince detay ve hatta takıya kadar karışabilme işini sevdim doğrusu. Ayrıca Hilal'in verdiği isim olan "Ceren" i kullanarak kendime bir de eş yaptım, sarışın tatlı bi kız oldu. Bulursam öylesiyle evlenirim herhalde anca :D Hatta alın size biz :D

< 15 dk geçmiş bu sefer kontrol ettim :) >
Bu aralar msn de toplu konuşma çılgınlığı yaşamaktayım. Msn de çok top var :p (biliyorum kötü :D). Neyse işte galiba son 1 haftadır oluyor bu olay, herkes msn de oluyor, pek bi dolu oluyor msn. Toplu konuşmadan geçemiyorum msn e girdiğim sıralarda. Ki eğlenceli de oluyor. Msn den uzak kalmayın sizlerle de toplu konuşma yapalım vs. vs.
< 2 dk sonra >
Bakın yeni fark ettim, salı günü kayıt yaptırıp ODTÜ'lü oluyorum. Çok heyecanlı lan :D
< 5 dk sonra >
Tam aklıma yazacak bişey gelmişti ki facebook ta "dalin" reklamı gördüm. Çocuk olasım, dalinle yıkanasım geldi tekrardan :)
Şimdi asıl yazacağım konuya gelirsek, bir önceki yazıda bahsetmiştim sanırım "Paramore - Misery Business" şarkısından. O yazıdan kısa bi süre sonra da dayanamadım. Tüm diskografisini indirdim kendilerinin (hala korsana evet diyorum :D) Neyse işte gayet güzel çalmış söylemişler. Hayley Williams'ın gerek ses tonunun şekerliği gerek yaptığı yerinde vurgulamalar çok hoşuma gitti. Bunu da sizlerle paylaşayım istedim.
Neyse iyi güzel konusuzluktan 6 konu çıkarttım gurur duyuyorum kendimle. Herhalde bi dahaki yazım Ankara'dan döndükten sonra gelir, o zamana kadar "Hadi artık yazsın şu çocuk ta okuyup gülelim eğlenelim!" diye beklemeyin :D
Hadi şimdilik esen kalın, baş baş...
22.6.09
Heyyy
Gecenin bu saatinde tekrar ben. Annemi "Sınavdan sonra istediğin kadar otur karışmayacağım." sözlerine pişman etmek istercesine (ki daha 1 hafta geçmiş bulunmasına rağmen olmaya başladı) blog alemini kirletiyorum.
Az önce Caner'in blog unu okuyup tüketmiş bulundum ve çok hoşuma gitti bu birşeyler karalama olayı, bu bitince Diren'in blog a geçiş yapma ihtimalim var, ama belki de yoktur çünkü Diren sağolsun hiç boş durmamış. Girmeye korkuyorum blog una denebilir :)
Şimdiye kadar okuduğum sınırlı sayıda blog yazısından sonra (Caner'in güzide yazıları ve Diren'in birkaç tane okumuş bulunduğum yazısı) bu blog dünyasının iç dökme maksadıyla oluşturulmuş olduğuna karar verdim. Belki çok dar görüşlü olabilirim ama ben halimden memnunum, merak edenlere duyurulur :)
Madem girdim yazıyorum size neden burada bulunduğumu açıklayayım. Çünkü yaklaşık yarm saat kadar önce yeni indirdiğim oyunu partlarından çıkarttıktan sonra partları silme gafletinde bulundum. Şimi bunun burda bulunmamla ne alakası var? Çünkü usta ben(!) partlarla birlikte partlardan çıkartmış olduğum dosyayı da sildim. Haliyle 3.47 gb lık oyun tekrar inerken zaman geçirmek mecburiyetindeyim. Ama korkmayın bu blog benim için kullanıp atacağım bir mendilden fazlası olacak gibi görünüyor. Sebepsiz bir sevgiyle 3 saatlik olan bloguma bağlanmış bulunmaktayım.
Caner'i okurken demin dedim ki kendi kendime maşallah iyi uzatmış (her ne kadar çok uzun sayılmasa da), fark ettim de uzatmak o kadar da zor değilmiş. Bir yandan kitlesel iletişim kaynağı olan msn de konuşurken dahi gayet güzel yazılar uzayıp gidebiliyormuş :)
Hazır başlamışken şu sınavla ilgili yorumlarımı ve sınav sonrası 1 haftamı da anlatıp bitireyim bari. Yoksa yazının bi amacı, ana teması ya da her ne denirse ondanı olmayacak işte. Öncelikle sınav konusu:
Yine Caner'in blog dan elde ettiğim bilgilere göre geçen hafta Pazar günü 9.30 sularında yaklaşık 1.450.000 öğrenci olarak adı ÖSS olan malum sınava girmiş bulunmaktayız. Acısıyla tatlısıyla koca bir yıl göz açıp kapayıncaya kadar geçip gitti (çok klasik konuşuyorum biliyorum ama yaşanmadan anlanmayan bi meret şu salak sınav). Her neyse, çok şükür atlattık. ODTÜ'ye girmem imkansız gibi görünmekle beraber 2. tercihim olan Hacettepe Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümüne puanım yetecek gibi gelmekte. Hayırlısıyla çoğumuzun (herkes kazanamayacak kabul edin işte) istediği adam akıllı yerlere gireriz inşallah...
Gelelim 2. konuya. Sınav sonrası 1 hafta:
Yaşasıınnn!!! Nidalarıyla çıkılmış bi sınav ardından (ki o nidayı atmadım, sadece içimde yaşadım ama olsun) koca 1 hafta geride kaldı ve ben bu haftada bilgisayarımla kopmuş olan bağlarımızı tekrar birleştirme imkanı buldum. Artık daha çok seviyoruz birbirimizi. Hatta Gökhan(L)Bilgisayarı demek istiyorum... O derece artık. Ayrıca hiçbir rahatsızlık duymadan arkadaşlarla gezip tozmanın, telefonu elinden bırakmamanın tadına tekrar vardım. En güzellerinden biri de (sıcak şehirlerde bulunanlardan özür dilerim) yağmurda hasta olma korkusu olmadan yürümek oldu benim için. Artık kimse bana "Sınava son birkaç hafta kalmış, dikkat et kendine üşütme sınav öncesi." diyemiyor ve ben bunun tadını çıkartıyorum. Erzurum'un yaz gelmeyen havası sağolsun tekrar hatırlattı bunu bana :)
Sanırım artık bu uzun ve benim bile bu kadar uzamasını beklemediğim yazının sonuna gelmiş bulunmaktayız. Bıkmadan okuyabilmiş olan okuyucularıma (ilk blogumu zorla linkini attığım Hilal'den başkasının okuduğunu sanmasam da, hatta bu da öyle olacakmış gibi bir hissim var) teşekkür ederim. İyi geceler millet. Gece daha yeni başlıyor :D
Az önce Caner'in blog unu okuyup tüketmiş bulundum ve çok hoşuma gitti bu birşeyler karalama olayı, bu bitince Diren'in blog a geçiş yapma ihtimalim var, ama belki de yoktur çünkü Diren sağolsun hiç boş durmamış. Girmeye korkuyorum blog una denebilir :)
Şimdiye kadar okuduğum sınırlı sayıda blog yazısından sonra (Caner'in güzide yazıları ve Diren'in birkaç tane okumuş bulunduğum yazısı) bu blog dünyasının iç dökme maksadıyla oluşturulmuş olduğuna karar verdim. Belki çok dar görüşlü olabilirim ama ben halimden memnunum, merak edenlere duyurulur :)
Madem girdim yazıyorum size neden burada bulunduğumu açıklayayım. Çünkü yaklaşık yarm saat kadar önce yeni indirdiğim oyunu partlarından çıkarttıktan sonra partları silme gafletinde bulundum. Şimi bunun burda bulunmamla ne alakası var? Çünkü usta ben(!) partlarla birlikte partlardan çıkartmış olduğum dosyayı da sildim. Haliyle 3.47 gb lık oyun tekrar inerken zaman geçirmek mecburiyetindeyim. Ama korkmayın bu blog benim için kullanıp atacağım bir mendilden fazlası olacak gibi görünüyor. Sebepsiz bir sevgiyle 3 saatlik olan bloguma bağlanmış bulunmaktayım.
Caner'i okurken demin dedim ki kendi kendime maşallah iyi uzatmış (her ne kadar çok uzun sayılmasa da), fark ettim de uzatmak o kadar da zor değilmiş. Bir yandan kitlesel iletişim kaynağı olan msn de konuşurken dahi gayet güzel yazılar uzayıp gidebiliyormuş :)
Hazır başlamışken şu sınavla ilgili yorumlarımı ve sınav sonrası 1 haftamı da anlatıp bitireyim bari. Yoksa yazının bi amacı, ana teması ya da her ne denirse ondanı olmayacak işte. Öncelikle sınav konusu:
Yine Caner'in blog dan elde ettiğim bilgilere göre geçen hafta Pazar günü 9.30 sularında yaklaşık 1.450.000 öğrenci olarak adı ÖSS olan malum sınava girmiş bulunmaktayız. Acısıyla tatlısıyla koca bir yıl göz açıp kapayıncaya kadar geçip gitti (çok klasik konuşuyorum biliyorum ama yaşanmadan anlanmayan bi meret şu salak sınav). Her neyse, çok şükür atlattık. ODTÜ'ye girmem imkansız gibi görünmekle beraber 2. tercihim olan Hacettepe Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümüne puanım yetecek gibi gelmekte. Hayırlısıyla çoğumuzun (herkes kazanamayacak kabul edin işte) istediği adam akıllı yerlere gireriz inşallah...
Gelelim 2. konuya. Sınav sonrası 1 hafta:
Yaşasıınnn!!! Nidalarıyla çıkılmış bi sınav ardından (ki o nidayı atmadım, sadece içimde yaşadım ama olsun) koca 1 hafta geride kaldı ve ben bu haftada bilgisayarımla kopmuş olan bağlarımızı tekrar birleştirme imkanı buldum. Artık daha çok seviyoruz birbirimizi. Hatta Gökhan(L)Bilgisayarı demek istiyorum... O derece artık. Ayrıca hiçbir rahatsızlık duymadan arkadaşlarla gezip tozmanın, telefonu elinden bırakmamanın tadına tekrar vardım. En güzellerinden biri de (sıcak şehirlerde bulunanlardan özür dilerim) yağmurda hasta olma korkusu olmadan yürümek oldu benim için. Artık kimse bana "Sınava son birkaç hafta kalmış, dikkat et kendine üşütme sınav öncesi." diyemiyor ve ben bunun tadını çıkartıyorum. Erzurum'un yaz gelmeyen havası sağolsun tekrar hatırlattı bunu bana :)
Sanırım artık bu uzun ve benim bile bu kadar uzamasını beklemediğim yazının sonuna gelmiş bulunmaktayız. Bıkmadan okuyabilmiş olan okuyucularıma (ilk blogumu zorla linkini attığım Hilal'den başkasının okuduğunu sanmasam da, hatta bu da öyle olacakmış gibi bir hissim var) teşekkür ederim. İyi geceler millet. Gece daha yeni başlıyor :D
içerik
konusuzluk,
oyun
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)