yine yüzsüzlük yaptım evet. kabul ediyorum. bi tatilin içinde en az bi defa daha tatile çıkmadan duramıyorum ben. son 2 yıldır böyle oldu bu durum. sonum hayrola diyelim.
pazartesi günü kalktım ben sabah erkenden okur. Erzurum'a doğru yola çıktım. eski dostları görmek düşüncesiyle beraber böyle bir karar aldım ve bayramın hemen sonrasında da gerçeğe dönüştürdüm bunu. Burak orda değildi ne yazık ki ancak Sait, Ayşegül, Asena, Merve ve Nurbanu'yu gördüm geldim.
pazartesi sabahı zaten erken kalkmış olmanın verdiği o kendini çok salak hissetme durumu yetmiyordu bana, bir de otobüsümsü araçta bolca sinir stres yaşadım ben. öncelikle saat 8 arabası tamı tamına 40 (KIRK) dakika geç kalktı. bi ara dedim ki bu vasıta acaba bataklıktan falan yeni mi çıkartıldı ki dedim. saymaya kalkmadım ama en az 20 adet sinek olduğundan eminim içerde. zaten ilerleyen vakitlerde de sayıları ikiyi bulan (ki bu benim için önemli derecede büyük bir sayı) arılar benim dibimdeki camı ziyaret etmeye karar verdiler. zaten böcekleri sevmeyen ben bir de hayatı boyunca arı tarafından sokulmamış olunca, hayli korku dolu dakikalar yaşadım. bir tanesini kitabımın (kültürlüyüm diyorum, altta mesaj var bakın) ayracıyla o arılardan bir tanesini itekledim. hala daha ses duyunca acaba o arı geri mi geldi diye korkuyorum hafiften...
bi ara da bi kadın bindi vasıtaya, bi ufak bi de büyük oğluyla beraber. baktı benim yanım boş, yan sıramdaki adamın da yanı boş. sonra sanırım bir daha baktı ve benden korktu, gitti yan sıradakinden benim yanıma geçmesini istedi. kadın da haklı bi yerde, uzun saçlı garip bi erkek, boynunda akrep kolyesi falan. belki de onu yiyeceğimden korktu. tabi ben bu korkuyu sezince kendimden şüphe etmeye başladım. acaba yer miyim ki diye korkmadım değil yani. sonra tam bu fikri kafamdan atacakken önümde bir kadın oturduğunu fark ettim. Allahım nasıl korktum nasıl korktum anlatamam, bi ara dedim yiyorum kesin. belki bi ısırık almışımdır. emin değilim :/ ama onun dışında normal besleniyorum yani. korkmayın...
iner inmez gittim kalacağım yere kaydımı yaptırdım sonra büyük bir sevinçle Saitle buluştuk, ardından bir süre sonra da Merve bize katıldı. bu sırada eski sınıfımdan da bolca kişi gördüm, özlemişim dedim ben buraları. ondan sonra bi baktık ki Merve eğer bi yere gideceksek arabayla gitmek zorundayız dedi. babasının arabasını almış meğersem. ehliyeti varmış. vay be dedim sonra. ilk kez bi yaşıtımın sürdüğü arabaya biniyorum. harbi çok ilginç geldi ama. demek ki dedim, biz büyümüşüz...
ancak daha sonra içime çok oturan (bkz: çok oturmak) bir durumla karşı karşıya kaldık. adamın biri sen kalk, koskoca Range Rover'ı git duvara doğru park edilmesi gereken park alanında duvara paralel park et. hala üzülüyorum. acaba o satıcı bu adamın böyle yapacağını bilse satar mıydı diye soruyorum kendime. arabanın dili olsa nasıl söver bu sahibe bunu soruyorum. çok acıydı yani okur, anlatamam...
sonra da the expendables adlı filmi izledik. o kadar ayarlı bir şekilde geç girdik ki filme, tam izleyici kitlesinin gösterildiği yerde girmişiz. hiç reklam izlemeden izledik diye filmin güzelliği böyle on yirmi kat falan arttı yani. sağlam kadroluydu film de Arnold amca biraz daha oynayabilirdi bence. kısmet tabi...
ha size hııı amcadan bahsetmem lazım bir de. oda arkadaşım Mehmet Ali Birand'ın birazcık farklı modeliydi. ııııı diye takılmıyordu, ancak ben konuşurken her daim hııı diye takılıyordu. çok ilginçti...
ertesi gün de Ayşegül, Asena ve Nurbanu'yla buluştuk. Sait zaten 3 günümün ortak elemanıydı. hepsini kapsadı sağolsun. bolca muhabbet ettik. sonra gittik koskocaman bi pizza yedik. Ayşegül bana zorla kenarlarını da yedirtti. bunu unutmadım bak, okulda çekeceksin. burayı muhtemelen okumayacağını bildiğimden burdan uyarıyorum, demedi deme! :)
sonra bi masa hokeyi oynamışız. akıllara ziyan. Ayşegül, Asena'yı sakatladı falan. o derece bi oyundu. zaten takımlar o kadar sık değişti ki 4 maçın da bir kazanan takımı yok yani. çok çok güzeldi ama...
o gün akşam da İkea'nın yeni reklamının çok hoş olduğu gözlerimden kaçmadı. herkesin hah ve hıh sesleri çıkardığı reklam hani.
bugün de sabahtan Saitle kahvaltı yaptık, gezdik tozduk derken yine sonunda o aynı vasıtaya bindiğim bir yolculukla buraya geri geldim. bu sefer de vasıtada aslında tek kişilik yer olmasına rağmen muavinlerin uğraşarak 2 kişilik bayan yeri yapma çabalarına şahit oldum. böylece hem o iki bayan hem de yanlarındaki iki bay vasıtaya binecekti muavinlerce. çok şükür binmediler ve son derece yavaş bir şekilde evime geldim... sağolsunlar ki canımla eş değer derecede sevdiğim kulaklıklarım yanımdaydı...
kısacası yolculuk kısımları hariç pek güzel bir tatil yaptım okur. bence sen de yap. kalk git eskilerden birilerini gör gel. çok hoş. öyle yani...
şimdilik baş baş... inşallah kısa süre sonra görüşmek üzere...
insan modeli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
insan modeli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15.9.10
1.2.10
tatil içinde tatile çıkmak
evet sevgili okur. bunu yapacağım. yaparım bunu ben. (birisine aitti o ikisinden birisi, her kim ise selamlar olsun ona) duyar gibiyim sanki "yeter be insan. okurken bi dünya gezdiğin yetmiyor muydu daha nereye gidiyorsun?" şeklinde serzenişler. ki bunu yapanların bir kısmı üst sınıflardan hatta ailemden insanlar. "ben görürüm seni seneye keh keh" şeklinde bi tehditlerle karşı karşıyayım.
neyse işin özü yarın Erzurum yolcusuyum. çok çok görmek istediğim 5 adet insanla konuştum, onun dışında çok çok beni görmek isteyen varsa Erzurum okuyucularımdan (ya da Erzurum okuyucum varsa mı demeliydim?) telefonumu biliyorlardır muhtemelen.
tatilimden biraz bahsedesim var sizlere. bilindiği üzere evime yeni gelmiş bulunmaktayım. sarıldık koklaştık özlemlerimizi giderdik ailemle. yatağımla da yaptım aynısını. doya doya uyuduk beraber. artık kaçıncı yılları olduğunu bilmediğim canım ayıcıklı nevresimlerimle hasret giderdik.
buraya gelirken ayağıma postallarımı bi güzel geçirdim hava kötüdür diye. tabi postalların burunları demirden olduğundan, daha önce de bahsettiğim havaalanlarındaki usta(!) güvenlik önlemleri üzerimdeki diğer her metali çıkartmış olmama rağmen bağıra çağıra bi de üstümü şu diğer aletle arasınlar diye beni yolladı iki sefer. ha bir de bunu anlamam bak. havaalanına girerken beni siz taramadınız mı? arada free shoplarda falan silah bomba cinsi şeyler mi satılıyor? onlardan alıp geçecek değilim ya uçağa. neyse yine kızdım bak. neyse bindik geçtik. koridor tarafında olup uçakta yanımda da bi bayan vardı. cam kenarını da boş görünce kadın sanırım benden korkmuş olacak ki "ben şuraya geçsem daha iyi olur sanırım" diyerekten kendi kendine gitti oraya oturdu. bunu sesli söylemesinin sebebi nedir henüz çözebilmiş değilim. sonunda bitti ya o yol ona da şükür.
dünde kayağa gittik. cins bi insan modeliyle daha karşılaştım demesem olmaz onu sizlere. tamam kaymayı unutmuşum bunu fark ettim önce. bunu itiraf etmem gerek. az birşey kayıp bıraktım sonrasında da. son kaydığımda yolun sağ tarafına sapıp istemsiz olarak bi kızı yere yığdım. haliyle ben de yığıldım. neyse yardım ettim falan fistan. annesi çıktı kızın "nası başardın ki sen onu yapmayı?" diye çemkirerekten. neyse dedim sakin ol Gökhan. bilerek gidip kaza mı yapar lan insanlar? cins insan. aşırı korumacı çirkef anne modeli seni. ayıp ama..
Caner bu paragraf sana armağanım ola:
sevgili okur bu tatilimin ilk haftasını Caner pek bi renklendirdi. beni üşengeçliğimden kurtardı. "la oğlum modern warfare 2 çok manyak olmuş bak oyna onu mutlaka" dedi. daha önce bunu defalarca duymama rağmen şimdiye kadar Caner'den aldığım hiçbir oyun tavsiyesinde pişman olmadığımdan yine dinledim onu. oynadım bitirdim. yok arkadaş bu adamla oyun zevklerimiz nasıl uyuşuyor bi anlayamadım gitti. saygılar sunuyorum sana. ayakta alkışlıyorum seni. ayrıca modern warfare ler bağlantılıymış onu bilmiyordum öğrenmiş oldum. bu sebepten sonra da 1 i bitirdim. ondan da pişman değilim. sırada 9 şubatta çıkacak olan bioshock 2 var. o zamana kadar da herhalde cod 2 yi de oynarım gibime geliyor. bioshock u da Caner'den almıştım bak okur. oyun kıtlığındaysanız Caner'den tavsiye alınız benim diyeceğim budur.
son olarak bir de burdan Flashforward yapımcılarına sesleniyorum. mart çok geç ağbi, nolur şu diziyi erken başlatın aağbi...
hadi şimdilik kaçtım ben. dönerim sonra bi ara ;)
dipnot: şu assassin's creed 2 de pc ye çıksa artık keşke dimi ama?
neyse işin özü yarın Erzurum yolcusuyum. çok çok görmek istediğim 5 adet insanla konuştum, onun dışında çok çok beni görmek isteyen varsa Erzurum okuyucularımdan (ya da Erzurum okuyucum varsa mı demeliydim?) telefonumu biliyorlardır muhtemelen.
tatilimden biraz bahsedesim var sizlere. bilindiği üzere evime yeni gelmiş bulunmaktayım. sarıldık koklaştık özlemlerimizi giderdik ailemle. yatağımla da yaptım aynısını. doya doya uyuduk beraber. artık kaçıncı yılları olduğunu bilmediğim canım ayıcıklı nevresimlerimle hasret giderdik.
buraya gelirken ayağıma postallarımı bi güzel geçirdim hava kötüdür diye. tabi postalların burunları demirden olduğundan, daha önce de bahsettiğim havaalanlarındaki usta(!) güvenlik önlemleri üzerimdeki diğer her metali çıkartmış olmama rağmen bağıra çağıra bi de üstümü şu diğer aletle arasınlar diye beni yolladı iki sefer. ha bir de bunu anlamam bak. havaalanına girerken beni siz taramadınız mı? arada free shoplarda falan silah bomba cinsi şeyler mi satılıyor? onlardan alıp geçecek değilim ya uçağa. neyse yine kızdım bak. neyse bindik geçtik. koridor tarafında olup uçakta yanımda da bi bayan vardı. cam kenarını da boş görünce kadın sanırım benden korkmuş olacak ki "ben şuraya geçsem daha iyi olur sanırım" diyerekten kendi kendine gitti oraya oturdu. bunu sesli söylemesinin sebebi nedir henüz çözebilmiş değilim. sonunda bitti ya o yol ona da şükür.
dünde kayağa gittik. cins bi insan modeliyle daha karşılaştım demesem olmaz onu sizlere. tamam kaymayı unutmuşum bunu fark ettim önce. bunu itiraf etmem gerek. az birşey kayıp bıraktım sonrasında da. son kaydığımda yolun sağ tarafına sapıp istemsiz olarak bi kızı yere yığdım. haliyle ben de yığıldım. neyse yardım ettim falan fistan. annesi çıktı kızın "nası başardın ki sen onu yapmayı?" diye çemkirerekten. neyse dedim sakin ol Gökhan. bilerek gidip kaza mı yapar lan insanlar? cins insan. aşırı korumacı çirkef anne modeli seni. ayıp ama..
Caner bu paragraf sana armağanım ola:
sevgili okur bu tatilimin ilk haftasını Caner pek bi renklendirdi. beni üşengeçliğimden kurtardı. "la oğlum modern warfare 2 çok manyak olmuş bak oyna onu mutlaka" dedi. daha önce bunu defalarca duymama rağmen şimdiye kadar Caner'den aldığım hiçbir oyun tavsiyesinde pişman olmadığımdan yine dinledim onu. oynadım bitirdim. yok arkadaş bu adamla oyun zevklerimiz nasıl uyuşuyor bi anlayamadım gitti. saygılar sunuyorum sana. ayakta alkışlıyorum seni. ayrıca modern warfare ler bağlantılıymış onu bilmiyordum öğrenmiş oldum. bu sebepten sonra da 1 i bitirdim. ondan da pişman değilim. sırada 9 şubatta çıkacak olan bioshock 2 var. o zamana kadar da herhalde cod 2 yi de oynarım gibime geliyor. bioshock u da Caner'den almıştım bak okur. oyun kıtlığındaysanız Caner'den tavsiye alınız benim diyeceğim budur.
son olarak bir de burdan Flashforward yapımcılarına sesleniyorum. mart çok geç ağbi, nolur şu diziyi erken başlatın aağbi...
hadi şimdilik kaçtım ben. dönerim sonra bi ara ;)
dipnot: şu assassin's creed 2 de pc ye çıksa artık keşke dimi ama?
26.10.09
insan modelleri
evet sonunda dün kampüs dışarısına çıkmış bulunup farklı insan modelleriyle karşılaştım. hepsini de not aldım ki kendime gelince paylaşayım diye ama film izlemeyi yeğledik. beklettiğim için özür dilerim sevgili okur :)
dün 16 sularında oda arkadaşımın yapacağı alışveriş vesilesiyle dışarı çıkmaya karar verdik ve 4 insan çıktık dışarı. okulumuzun Eskişehir yoluna olan kapısı sağolsun kampüsün nerdeyse yarısını kaplayacak uzaklıkta olduğu için yürümek yerine burdan dolmuşa bindik. burası insan modelinden mi kaynaklanıyor dolmuş modelinden mi emin değilim ama bindiğimiz dolmuşta fazlasıyla zıpladık diyebilirim. hani defalarca üzerinden yürüdüğüm yolda ya sonradan çukurlar açıldı bolca, ya da acelesi olan dolmuşçu modeli (ya da sanırım amortisör oluyor ya emin değilim, ondanı bozuk dolmuş modeli) sayesinde lunaparkta gibi geçen bi yolculuk yaptık kapıya kadar :)
sonra çıktık Cepa adlı alışveriş merkezine doğru, orda da doğru gitmemiz gereken yere girdik. oda arkadaşım kıyafetleri kendi üzerinde denerken ve bende beklerken 2 adet insan modeliyle karşılaştım tam oracıkta.
bir tanesi, hani şu çghb de Burcu var ya, böyle iyileşen kadın olmuştu bi ara haber skeçlerinden birinde, aynı orda seslendirdiği ses tonuna sahip bir insandı. eşiyle beraber kızına alışverişe çıkmış anne! ama nasıl anne :) kızının giydiği ilk kotu gördükten sonra derhal satış elemanıyla muhabbete girişti (kotu da sevmedi darmış diye) neymiş efendim. "üniversiteli gençlerin kilo durumu hiç belli olmuyor biliyonnu? öle fest fud falan bi çıkıp bi iniyolar, sonra bi aldığı kotu bi daha giyemiyo." şeklinde, bunu az önce tarif ettiğim ses tonuyla hayal ediniz :) daha sonrada satış elemanına kendi hakkında gereksiz bilgiler vermeye başladı. "benim giyeceğim şey hafif olcak, biliyonnu? ayakkabıyı bile hafif seçerim ben kendime, he he he he..." şeklinde ilginç derecede herşeye karışan bir insandı kendisi :)
2. bir model yine orda karşıma çıktı, o da satış elemanlarını dövme eğiliminde bir kadın modeliydi
kadın modeli: başka elemanınız yok mu sizin?!!
eleman: ben yardımcı olayım, yemek saati olduğu için şu anda yok hepsi.
km: iyi!!!!
e: (hönk!)
eleman öyle hissetmemiş olabilir ancak benim hislerim aynı bu şekildeydi kendisini duyduğum sıralarda :)
3. ve 4. insan modellerini de müşteri hizmetlerinde ve kasada gördüm. 3. insan modelden ziyade aşırı bezginlik ifadesine sahipti, aşırı ilgimi çekti. nerdeyse "nedir sizi hayattan bu kadar bezdiren, kuzum?" diye soracaktım :p
4. model ise içmeden sarhoş olmuş tipler gibime geldi. kasaya vardığımızda bizimle ilgilenmek yerine, en ufak ve gereksiz bir şeye "hahahahuhhuuhuahahaee" şeklinde gülmektelerdi kendileri, ilgisizlik başıma tak etmiş olacak ki bu durumları fazlasıyla ilgimi çekti sanırım.
5. bir model görmedim ancak bi adet yüz ifadesi gördüm ki evlere şenlik :) kampüse döndüğümüzde önce otostop çekmeyi düşündük, neyse girişte beklerken bi tane kız var bekleyen, 3 tane daha erkek var bizden ayrı. hepsi otostop için beklemede. genç bi ağabeyimiz kıza doğru gülümseyerek gelip durdurdu arabayı, ancak o da ne tüm herkes arabaya doğru gitmekte! adam önce bi şaşkınlık ifadesine bürünüp çabuk atlattı bunu. daha sonra abimizin kızın gideceği tarafa değil başka yere gideceğini öğrendik ve diğer 3 erkek bindi arabaya. giderken adamın suratındaki yıkılmışlık ve "neye niyet neye kısmet" bakışını resmetmeyi çok isterdim ama olmadı işte :)
işte böyle bir gün kampüs dışına çıktım, farklı insan modellerinden geçilmiyor etraf :) sizlerle paylaşayım istedim bunları. iyi mi yaptım kötü mü siz karar verin. çok uzadı, kapatıyım ben çok yazmasın sevgili okur :)
baş baş...
dün 16 sularında oda arkadaşımın yapacağı alışveriş vesilesiyle dışarı çıkmaya karar verdik ve 4 insan çıktık dışarı. okulumuzun Eskişehir yoluna olan kapısı sağolsun kampüsün nerdeyse yarısını kaplayacak uzaklıkta olduğu için yürümek yerine burdan dolmuşa bindik. burası insan modelinden mi kaynaklanıyor dolmuş modelinden mi emin değilim ama bindiğimiz dolmuşta fazlasıyla zıpladık diyebilirim. hani defalarca üzerinden yürüdüğüm yolda ya sonradan çukurlar açıldı bolca, ya da acelesi olan dolmuşçu modeli (ya da sanırım amortisör oluyor ya emin değilim, ondanı bozuk dolmuş modeli) sayesinde lunaparkta gibi geçen bi yolculuk yaptık kapıya kadar :)
sonra çıktık Cepa adlı alışveriş merkezine doğru, orda da doğru gitmemiz gereken yere girdik. oda arkadaşım kıyafetleri kendi üzerinde denerken ve bende beklerken 2 adet insan modeliyle karşılaştım tam oracıkta.
bir tanesi, hani şu çghb de Burcu var ya, böyle iyileşen kadın olmuştu bi ara haber skeçlerinden birinde, aynı orda seslendirdiği ses tonuna sahip bir insandı. eşiyle beraber kızına alışverişe çıkmış anne! ama nasıl anne :) kızının giydiği ilk kotu gördükten sonra derhal satış elemanıyla muhabbete girişti (kotu da sevmedi darmış diye) neymiş efendim. "üniversiteli gençlerin kilo durumu hiç belli olmuyor biliyonnu? öle fest fud falan bi çıkıp bi iniyolar, sonra bi aldığı kotu bi daha giyemiyo." şeklinde, bunu az önce tarif ettiğim ses tonuyla hayal ediniz :) daha sonrada satış elemanına kendi hakkında gereksiz bilgiler vermeye başladı. "benim giyeceğim şey hafif olcak, biliyonnu? ayakkabıyı bile hafif seçerim ben kendime, he he he he..." şeklinde ilginç derecede herşeye karışan bir insandı kendisi :)
2. bir model yine orda karşıma çıktı, o da satış elemanlarını dövme eğiliminde bir kadın modeliydi
kadın modeli: başka elemanınız yok mu sizin?!!
eleman: ben yardımcı olayım, yemek saati olduğu için şu anda yok hepsi.
km: iyi!!!!
e: (hönk!)
eleman öyle hissetmemiş olabilir ancak benim hislerim aynı bu şekildeydi kendisini duyduğum sıralarda :)
3. ve 4. insan modellerini de müşteri hizmetlerinde ve kasada gördüm. 3. insan modelden ziyade aşırı bezginlik ifadesine sahipti, aşırı ilgimi çekti. nerdeyse "nedir sizi hayattan bu kadar bezdiren, kuzum?" diye soracaktım :p
4. model ise içmeden sarhoş olmuş tipler gibime geldi. kasaya vardığımızda bizimle ilgilenmek yerine, en ufak ve gereksiz bir şeye "hahahahuhhuuhuahahaee" şeklinde gülmektelerdi kendileri, ilgisizlik başıma tak etmiş olacak ki bu durumları fazlasıyla ilgimi çekti sanırım.
5. bir model görmedim ancak bi adet yüz ifadesi gördüm ki evlere şenlik :) kampüse döndüğümüzde önce otostop çekmeyi düşündük, neyse girişte beklerken bi tane kız var bekleyen, 3 tane daha erkek var bizden ayrı. hepsi otostop için beklemede. genç bi ağabeyimiz kıza doğru gülümseyerek gelip durdurdu arabayı, ancak o da ne tüm herkes arabaya doğru gitmekte! adam önce bi şaşkınlık ifadesine bürünüp çabuk atlattı bunu. daha sonra abimizin kızın gideceği tarafa değil başka yere gideceğini öğrendik ve diğer 3 erkek bindi arabaya. giderken adamın suratındaki yıkılmışlık ve "neye niyet neye kısmet" bakışını resmetmeyi çok isterdim ama olmadı işte :)
işte böyle bir gün kampüs dışına çıktım, farklı insan modellerinden geçilmiyor etraf :) sizlerle paylaşayım istedim bunları. iyi mi yaptım kötü mü siz karar verin. çok uzadı, kapatıyım ben çok yazmasın sevgili okur :)
baş baş...
içerik
insan modeli,
kampüs
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)