valla neysi oldu bilmiyorum bu sefer. ne tatildi ne gezelim görelimli bi atraksiyondu. hem hepsi hem hiç biriydi bu kez İstanbul gezmem. zaten piyangodan çıkar gibi çıkıverdi. yoksa İzmirde geçecekti tatilin 2 haftalık kısmısı. ama iyi ki de böyle oldu. güzel insanlar gördüm. mutlu oldum. mutlu olduk hep beraber
meğerse Kıbrıstan en sevdiğim insan Begüm buralardaymış. 2 haftanın tamamı gibi piyangodan çıkmış bir şekilde onu da gördüm. gezdik ettik. eğlendik bolca. sonra onunla birlikte Sena'yı da gördüm. bizi Moda taraflarında gezdirdi. hoş, iki kızla alışveriş cenneti tarzı bir yerde bulunmak biraz zordu ama sevdim ben yine
sonra dün de karşı tarafı gezdim. avrupa oluyor kendileri. Murat ve Ahmet gezdirdi beni oralarda, öğreneyim diye yardımcı oldular. sonra bolca muhabbet falan zaten. daha ne ister ki bi insan
onun dışında ailemle gezdik biraz da. kalktık Dolmabahçe Sarayını gördük mesela. nasıl mükemmel anlatamam sizlere. böyle kocaman bi zaman dilimim olsa da gidip bütün sarayları saatlerce gezebilsem keşke dedim. saatlerce anlatsa birileri "bu odanın özelliği bu odanın tabanındaki ahşap kaplamada hiç çivi kullanılmamış olması" gibi özellikler saysa
ha bir de piyanoya başlar gibi oldum ben. size biraz çalabilirim. ama çok az
kısacası eğlendik öğrendik, eskileri yad edip hüzünlendik, bitti yine tatil. ha tam olarak bitmedi tabi. daha çok var ders başlangıcına. o zamana kadar da Antalya Kaş'ta serbest dalış yapıyor olacağım (tüpsüz, evet) çok da heyecanlıyım SASla yapılacak bu aktivite için. sonrasında da caanım Ankaraya geri dönüş, nedendir bilinmez hiç beklemezken bu kadar çok özlenen insanları tekrar görmek ayrı bi mutluluk olacak
ben bi de bi şey fark ettim. bence paragrafın sonuna bi noktalama işareti koyunca çirkin görünüyor. sevmedim. o yüzden artık son cümlelere yok nokta ünlem falan. bu da böyle biline. bi gülerim belki ama en sonda :)
son olarak da demeden geçemeyeceğim. ben de msa gibi güzel güzel, sanatsal yazılar yazabilmek istiyorum. mesela girin en son yazısını okuyun. gerçekten çok acayip
esen kal :)
sas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2.2.11
28.11.10
o değil de..
o değil de fark ettim ki blog nasıl yazılır unutmuşum!
bi dedim hazır imkan varken birazcık oturayım şu internetin başına, bloga da bakarım hem falan dedim. çok özletmişimdir belki kendimi gibi düşünceler geçti kafamdan. ancak sonra bi baktım nasıl başlasam yazıya, neyi övüp neye atarlansam bilemedim. ancak sanırım atarlanacaım ilk şey bilgisayarımı hala göndermemiş olan yer*
tahminerimce hafta içinde gelmesi lazım bilgisayarımın ama önce birkaç arama yapmam lazım tabi.
o değil de şu sıralar çok yoğunum ben okur. inanmazsın. bayram olmasaydı eğer üst üste 7 hafta sonu sınavım olacaktı. aralardaki ufak quizlerden falan bahsetmiyorum tabi hiç. öyle de yoğunum anlayacağın.
aralık ayının bi son hafta sonunda boş kalacaktım, onu da canları sağolsun, feda olsun diyerek SAS'ın geleneksel su altı hokeyi turnuvasına adıyorum. ayrıca Sait adlı arkadaş gelecek Erzurum'dan. onu da ağarlamaya çalışacağız bakalım.
o değil de ağarlamak mı yoksa ağırlamak mı? ikisi de saçma gibi geliyor zaten de neyse.
aha! aklıma atarlanacak bir şey geldi!
14 ü sabahında 9:45te uçuşum vardı benim Kars'a doğru. bir güzel sabahtan kalkıp saat tam 9:00 da check-in yaptırmak üzere havaalanındaydım. ancak bana dediler ki: "sizin uçuşunuz saat 9daydı." "siz neden geç geldiniz?" "kalktı o uçak!" inanmazsın, bu 3 cümle kafamda yankılandı böyle birkaç saniye boyunca. filmlerde olur ya ondan oldu. sonra bi sinir stres satış ofisine gittim. normal koşullarda acentadan bilet aldığım için acentanın bana haber vermesi gerektiğini söylediler. ancak çok şükür ki ekstra ücret talep etmeden beni akşam saat 17:30 daki ek uçuşa yerleştirdiler.
tabi bu daha büyük bir sorun teşkil ediyordu. saat 9 dan akşam 17:30a kadar havaalanında geçirmem gereken saatlerim vardı artık. son derece sinirli bir şekilde geçen 2 saat ardından sakinleşip bi önceki gün Hilal'den almış olduğum Jodi Picoult adlı yazarın Taş Kağıt Makas adlı şahane romanını bitirdim gün içerisinde... işte böyle stresli başladım bayrama...
ertesi gün de yola çıktık Erzurum'a diye. sonra onun bi ertesi günü Mersinde bulduk kendimizi. öyle de ilginciz evet. ama çok eğlendim doğrusu. en güzel bayramdı hatta şimdiye kadarki..
o değil de havaalanında burger king de kazıkçıymış! normal fiyatın yaklaşık olarak 2,5 katına satıyorlar her şeyi. bilin. mağdur olmayın sonra!
Harry Potter and the Deathly Hallows: Part 1 de gayet güzel olmuş.
son olarak geçen pazartesi de Birce adlı dostun doğum günüydü. bir de burdan tekrardan kutlayalım. kutlu ola! :)
o değil de kısa sürede görüşmek dileğiyle...
*tam olarak nerede olduğunu bilmemekteyim
bi dedim hazır imkan varken birazcık oturayım şu internetin başına, bloga da bakarım hem falan dedim. çok özletmişimdir belki kendimi gibi düşünceler geçti kafamdan. ancak sonra bi baktım nasıl başlasam yazıya, neyi övüp neye atarlansam bilemedim. ancak sanırım atarlanacaım ilk şey bilgisayarımı hala göndermemiş olan yer*
tahminerimce hafta içinde gelmesi lazım bilgisayarımın ama önce birkaç arama yapmam lazım tabi.
o değil de şu sıralar çok yoğunum ben okur. inanmazsın. bayram olmasaydı eğer üst üste 7 hafta sonu sınavım olacaktı. aralardaki ufak quizlerden falan bahsetmiyorum tabi hiç. öyle de yoğunum anlayacağın.
aralık ayının bi son hafta sonunda boş kalacaktım, onu da canları sağolsun, feda olsun diyerek SAS'ın geleneksel su altı hokeyi turnuvasına adıyorum. ayrıca Sait adlı arkadaş gelecek Erzurum'dan. onu da ağarlamaya çalışacağız bakalım.
o değil de ağarlamak mı yoksa ağırlamak mı? ikisi de saçma gibi geliyor zaten de neyse.
aha! aklıma atarlanacak bir şey geldi!
14 ü sabahında 9:45te uçuşum vardı benim Kars'a doğru. bir güzel sabahtan kalkıp saat tam 9:00 da check-in yaptırmak üzere havaalanındaydım. ancak bana dediler ki: "sizin uçuşunuz saat 9daydı." "siz neden geç geldiniz?" "kalktı o uçak!" inanmazsın, bu 3 cümle kafamda yankılandı böyle birkaç saniye boyunca. filmlerde olur ya ondan oldu. sonra bi sinir stres satış ofisine gittim. normal koşullarda acentadan bilet aldığım için acentanın bana haber vermesi gerektiğini söylediler. ancak çok şükür ki ekstra ücret talep etmeden beni akşam saat 17:30 daki ek uçuşa yerleştirdiler.
tabi bu daha büyük bir sorun teşkil ediyordu. saat 9 dan akşam 17:30a kadar havaalanında geçirmem gereken saatlerim vardı artık. son derece sinirli bir şekilde geçen 2 saat ardından sakinleşip bi önceki gün Hilal'den almış olduğum Jodi Picoult adlı yazarın Taş Kağıt Makas adlı şahane romanını bitirdim gün içerisinde... işte böyle stresli başladım bayrama...
ertesi gün de yola çıktık Erzurum'a diye. sonra onun bi ertesi günü Mersinde bulduk kendimizi. öyle de ilginciz evet. ama çok eğlendim doğrusu. en güzel bayramdı hatta şimdiye kadarki..
o değil de havaalanında burger king de kazıkçıymış! normal fiyatın yaklaşık olarak 2,5 katına satıyorlar her şeyi. bilin. mağdur olmayın sonra!
Harry Potter and the Deathly Hallows: Part 1 de gayet güzel olmuş.
son olarak geçen pazartesi de Birce adlı dostun doğum günüydü. bir de burdan tekrardan kutlayalım. kutlu ola! :)
o değil de kısa sürede görüşmek dileğiyle...
*tam olarak nerede olduğunu bilmemekteyim
3.10.10
yurttan nağmeler/14
dady's home!
işte en sevdiğim yazı serimle (çok fazla serim varmış gibi) tekrar burdayım. nasıl özlemişim zaten buraları anlatamam. çalışırım yani işte şimdi. onun için burdayım...
okula bi geldim geçen çarşamba, kapıdan girdim böyle. huzura erdim resmen. şimdi diyenler olur orası mı huzur verici? vay efendim başka şehir mi yok da orda böyle sırıtkansın? hepsine daha önceden bu konuda bence ben bi cevap vermişimdir. vermediklerim bulsun beni..
işte öyle özlemişim buraları. zaten bi geldim. okulun içinde biri Hilal biri Ayşegül iki tane sevdiğim insan var ekstradan. daha ne olsun dedim, zaten bolca sevdiğim insan var, iki adet daha eklendi. çok da mutlu mesut geçiniyoruz geldiğim günden beri.
kampüsün yeşilliğini Karstayken nasıl özlemişim anlatamam size. hani zaten Erzurum'a uğradım orda da yeşil bir kampüs gördüm ama ikisinin bana hissetirdiği şeyler çok çok farklı olduğundan dolayı ciddiye almıyorum onu pek. her ne kadar pek sevmesem de bolca yeni insanlar gelmişler, hala daha biraz seviyorum ki bu durumu yeni birileriyle tanıştıkça ufaktan ufağa mutlu da oluyorum. güzel oluyor bayağı.
ha ben bir de birinci sınıf oldum bu yıl. pek bi farklı gelmese de şu sıralar, ileride bu konu yüzünden çok başım ağrıyabilir gibi bence. neyse ki gerekince yardım alabileceğim bolca büyük insan tanımaktayım. büyüklerin deneyimi olmasa kaydımı bile yaptıramayacaktım nerdeyse. o kadar seviyorum büyükleri. iyi ki varsınız. hep olun :)
şimdilik kampüs hayatında pek bir komik olay yaşamadım paylaşacak ama bence bunlar paylaşmaya değerdi. bu şehri ve bu okulu ne kadar sevdiğimi bi kere daha dile getirmeliydim bence :)
ancak şöyle bir gelişme oldu. bilen bilir SAS adlı topluluğa devam ediyorum. dediler ki biz bu sene eğitmen olacakmışız. hayırlısı diyorum. bu sene gelmeyi düşünen arkadaşlarım vardı. ayağınızı denk alın. sert hocayımdır :p
haydi şimdilik baş baş.. daha sonra adam akıllı böyle pc başında vakit geçirdiğim zaman yazarım yine inşallah. benim pc gelsin daha da sık inşallah. haydi görüşmek üzereee...
işte en sevdiğim yazı serimle (çok fazla serim varmış gibi) tekrar burdayım. nasıl özlemişim zaten buraları anlatamam. çalışırım yani işte şimdi. onun için burdayım...
okula bi geldim geçen çarşamba, kapıdan girdim böyle. huzura erdim resmen. şimdi diyenler olur orası mı huzur verici? vay efendim başka şehir mi yok da orda böyle sırıtkansın? hepsine daha önceden bu konuda bence ben bi cevap vermişimdir. vermediklerim bulsun beni..
işte öyle özlemişim buraları. zaten bi geldim. okulun içinde biri Hilal biri Ayşegül iki tane sevdiğim insan var ekstradan. daha ne olsun dedim, zaten bolca sevdiğim insan var, iki adet daha eklendi. çok da mutlu mesut geçiniyoruz geldiğim günden beri.
kampüsün yeşilliğini Karstayken nasıl özlemişim anlatamam size. hani zaten Erzurum'a uğradım orda da yeşil bir kampüs gördüm ama ikisinin bana hissetirdiği şeyler çok çok farklı olduğundan dolayı ciddiye almıyorum onu pek. her ne kadar pek sevmesem de bolca yeni insanlar gelmişler, hala daha biraz seviyorum ki bu durumu yeni birileriyle tanıştıkça ufaktan ufağa mutlu da oluyorum. güzel oluyor bayağı.
ha ben bir de birinci sınıf oldum bu yıl. pek bi farklı gelmese de şu sıralar, ileride bu konu yüzünden çok başım ağrıyabilir gibi bence. neyse ki gerekince yardım alabileceğim bolca büyük insan tanımaktayım. büyüklerin deneyimi olmasa kaydımı bile yaptıramayacaktım nerdeyse. o kadar seviyorum büyükleri. iyi ki varsınız. hep olun :)
şimdilik kampüs hayatında pek bir komik olay yaşamadım paylaşacak ama bence bunlar paylaşmaya değerdi. bu şehri ve bu okulu ne kadar sevdiğimi bi kere daha dile getirmeliydim bence :)
ancak şöyle bir gelişme oldu. bilen bilir SAS adlı topluluğa devam ediyorum. dediler ki biz bu sene eğitmen olacakmışız. hayırlısı diyorum. bu sene gelmeyi düşünen arkadaşlarım vardı. ayağınızı denk alın. sert hocayımdır :p
haydi şimdilik baş baş.. daha sonra adam akıllı böyle pc başında vakit geçirdiğim zaman yazarım yine inşallah. benim pc gelsin daha da sık inşallah. haydi görüşmek üzereee...
3.3.10
yurttan nağmeler/13.5
başlıkla ilgili açıklama: niye mi 13 değil? pek çok kişi sevmez ya o sayıyı, ben o yüzden inadına çok severim. ayın 13 lerinde ya da 13 le ilgili hiçbi bişeyde işlerim ters gitmedi. benim için inadına "uğurlu" bi sayıdır o. kıyamadım dedim 13.5 olsun dedim
atlasjet (bir thy markası) uçaklarından bir tanesinde de "13" numaralı koltuk sırasının olmadığına şahit oldum okur. sizlerle de paylaşayım istedim
bu yazıda korkutucu bişeyler yazayım isterdim de sayı uğruna, yok öyle hikayelerim. kampüs yaşamının sanki renklenmiş mi olduğundan bahsedeceğim size. nedendir bilinmez, pek bi eğlenceli geçiyor geldiğimden beri. guitar hero mu? langırt? belki de bilardo? or, ooooor (Barney alıntısı) arkadaş ortamım birbirine daha da ısınmıştır belki de. eğlenecek bişeyler bulabilmek zevkli okurlar. gelin evde kalanlar 1 hafta yurtta kalsın, hatta beğenirlerse arada kendi aramızda değişim programı yaparız haftalık falan? ev yüzü görürüz biz de hem fena mı?
size son favorimden bahsetmek istiyorum. "the annoying orange" aman Allah'ım bir portakal bu kadar sinir bozucu olamaz dedirten kısa skeç mi desem, animasyondur belki de, onlardan işte kendisi. girin izleyin derim. the annoying orange a bağlı olarak ta etrafta "hey, hey apple. hey apple. apple. hey apple" diye dolaşırsam şaşırmayın
bir de bugün antrenmanda (saat itibariyle dün) farklı bişeyler oldu. "sinüs patlaması falan olmuştur" muş olay. önemli değilmiş galiba da hayırlısı. böyle yüzerken vücut sıkıldı sanırım kendi kendine bi değişiklik yapmaya karar verdi. böyle de garibim işte, durduk yere patlattım sinüsü geldim. kısmet dimi Caner? bi de dimi Murat?
neyse sevgili okur gece gece çok yazdım. kollarım pek tutmuyor antrenman dolayısıyla. aynı oranda tutmayan bacaklarımın beni yatağıma çıkartabilmesini temenni ederekten sizlere hoşçakalın diyorum
hoşçakalıııın ;)
atlasjet (bir thy markası) uçaklarından bir tanesinde de "13" numaralı koltuk sırasının olmadığına şahit oldum okur. sizlerle de paylaşayım istedim
bu yazıda korkutucu bişeyler yazayım isterdim de sayı uğruna, yok öyle hikayelerim. kampüs yaşamının sanki renklenmiş mi olduğundan bahsedeceğim size. nedendir bilinmez, pek bi eğlenceli geçiyor geldiğimden beri. guitar hero mu? langırt? belki de bilardo? or, ooooor (Barney alıntısı) arkadaş ortamım birbirine daha da ısınmıştır belki de. eğlenecek bişeyler bulabilmek zevkli okurlar. gelin evde kalanlar 1 hafta yurtta kalsın, hatta beğenirlerse arada kendi aramızda değişim programı yaparız haftalık falan? ev yüzü görürüz biz de hem fena mı?
size son favorimden bahsetmek istiyorum. "the annoying orange" aman Allah'ım bir portakal bu kadar sinir bozucu olamaz dedirten kısa skeç mi desem, animasyondur belki de, onlardan işte kendisi. girin izleyin derim. the annoying orange a bağlı olarak ta etrafta "hey, hey apple. hey apple. apple. hey apple" diye dolaşırsam şaşırmayın
bir de bugün antrenmanda (saat itibariyle dün) farklı bişeyler oldu. "sinüs patlaması falan olmuştur" muş olay. önemli değilmiş galiba da hayırlısı. böyle yüzerken vücut sıkıldı sanırım kendi kendine bi değişiklik yapmaya karar verdi. böyle de garibim işte, durduk yere patlattım sinüsü geldim. kısmet dimi Caner? bi de dimi Murat?
neyse sevgili okur gece gece çok yazdım. kollarım pek tutmuyor antrenman dolayısıyla. aynı oranda tutmayan bacaklarımın beni yatağıma çıkartabilmesini temenni ederekten sizlere hoşçakalın diyorum
hoşçakalıııın ;)
7.2.10
Boşluk/3
evet okur, gecenin bu vaktinde galeyana geldim yazı yazmak için. ilgincim bence de
öncelikli konu olarak sizlerden birşey istiyorum. bu aralar böyle eğlenceli hoş müzikler dinleyesim var ama rock değil. rock olsa da sert değil. böyle hoş şeyler işte anlayın. dinleyip dinleyip mutlu olayım gibi. bekliyorum tavsiyelerinizi
fark ettim de şu facebook denen yaratık bizim (gerçekçi olun şimdi yazılarımı okuyanların %99.9 u facebook hesabına sahip) hayatımızı yiyip bitiriyor. boş zamanımın %80 i facebookta geçiyor neredeyse. poker oynuyorum bejeweled blitz oynuyorum. ilginç oyunlar. sardıkça sarıyor. bırakın lan yakamı. hep Mark'ın suçu bunlar!!
evimi %1000 özlemiş olmama rağmen ilginçtir yurdu özledim arkadaş. ilginç midir ya da biri bişey desin kendimi garip hissetmeyeyim. ikinci dönem olsun bahar olsun istiyorum. şenlikler konserler bekleyin az kaldı
yurt demişken, ah ulan kaçırdım şu kış kampını sas'ın ya benden pişmanı yok. tamam ailemle daha çok vakit geçirdim, hatta gittim bi de ekstradan Erzurum'daki arkadaşları gördüm gayette mutluyum tabi ki ama sas insanları kamp resimlerini internete yükleyince ben yine sık sık "ah Gökhan aaah" derken buldum kendimi
bu sefer hayli kısa bi yazı oldu, zaten birden yazasım geldi de yazdım dediğim gibi. madem öyle sizlere birkaç adet şarkı tavsiye edeyim de öyle gideyim. kuzen sayesinde edindim çoğunu:
Pink - Sober
Pink - Funhouse
Gogol Bordello - Dub The Frequencies Of Love
Katerine - Ayo Technology (her söyleyen güzel söylemiş nerdeyse bu şarkıyı ya neyse)
Keane - Somewhere Only We Know (çat diye favorim oldu şu anda bu şarkı)
Lady Gaga - Poker Face (dinlemeyen kalmamıştır herhalde ya olsun)
şu başlarda bahsettiğim hoş şarkılar bunlar gibi olsa mükemmel olur hani, şimdiden teşekkürler ciddiye alıp tavsiye verenler :)
haa bi de Candan Erçetin - Bahar ne tatlı söylemişsin, ne güzel şarkı o öyle.
düzgün bi konu bulup adam gibi bi yazı yazana ( ya da tekrar estiripte kısa bi yazı yazana ) kadar baş baş...
kendime not: boşluğu da bildiğin seri yaptın ya hadi hayırlısı..
öncelikli konu olarak sizlerden birşey istiyorum. bu aralar böyle eğlenceli hoş müzikler dinleyesim var ama rock değil. rock olsa da sert değil. böyle hoş şeyler işte anlayın. dinleyip dinleyip mutlu olayım gibi. bekliyorum tavsiyelerinizi
fark ettim de şu facebook denen yaratık bizim (gerçekçi olun şimdi yazılarımı okuyanların %99.9 u facebook hesabına sahip) hayatımızı yiyip bitiriyor. boş zamanımın %80 i facebookta geçiyor neredeyse. poker oynuyorum bejeweled blitz oynuyorum. ilginç oyunlar. sardıkça sarıyor. bırakın lan yakamı. hep Mark'ın suçu bunlar!!
evimi %1000 özlemiş olmama rağmen ilginçtir yurdu özledim arkadaş. ilginç midir ya da biri bişey desin kendimi garip hissetmeyeyim. ikinci dönem olsun bahar olsun istiyorum. şenlikler konserler bekleyin az kaldı
yurt demişken, ah ulan kaçırdım şu kış kampını sas'ın ya benden pişmanı yok. tamam ailemle daha çok vakit geçirdim, hatta gittim bi de ekstradan Erzurum'daki arkadaşları gördüm gayette mutluyum tabi ki ama sas insanları kamp resimlerini internete yükleyince ben yine sık sık "ah Gökhan aaah" derken buldum kendimi
bu sefer hayli kısa bi yazı oldu, zaten birden yazasım geldi de yazdım dediğim gibi. madem öyle sizlere birkaç adet şarkı tavsiye edeyim de öyle gideyim. kuzen sayesinde edindim çoğunu:
Pink - Sober
Pink - Funhouse
Gogol Bordello - Dub The Frequencies Of Love
Katerine - Ayo Technology (her söyleyen güzel söylemiş nerdeyse bu şarkıyı ya neyse)
Keane - Somewhere Only We Know (çat diye favorim oldu şu anda bu şarkı)
Lady Gaga - Poker Face (dinlemeyen kalmamıştır herhalde ya olsun)
şu başlarda bahsettiğim hoş şarkılar bunlar gibi olsa mükemmel olur hani, şimdiden teşekkürler ciddiye alıp tavsiye verenler :)
haa bi de Candan Erçetin - Bahar ne tatlı söylemişsin, ne güzel şarkı o öyle.
düzgün bi konu bulup adam gibi bi yazı yazana ( ya da tekrar estiripte kısa bi yazı yazana ) kadar baş baş...
kendime not: boşluğu da bildiğin seri yaptın ya hadi hayırlısı..
21.1.10
3. boyut
evet sevgili okur bilindiği üzere üç adet boyutu bulunan bi dünyada yaşamaktayız. ancak yine bilindiği üzere Newton amcanın da bize sunmuş olduğu yerçekimi kanunu dolayısıyla pek te fazla 3. boyutun tadına bakma fırsatımız olmuyor.
ancak bugün benim oldu. pek mutlu oldum. acayip (doğru mu yazdım son kelimeyi??) zevkli birşey. bu zevki tatmamı sağlayan şey ise SAS (artık açıklamıyorum, biliverin artık sürekli okuyucumsanız SAS'ın ne olduğunu :p)
efendim bu SAS kış kampına yönelik antrenmanlar yaptı bu hafta. salı günü gitmemiştim ancak aynı katta kaldığım eğitmenlerimden bir tanesinden azarı yiyince hem vicdan azabı çektim hem de "amaaan" dedim "git be Gökhan, kampa gitmiyor olabilirsin ama kamp antrenmanına gitsen ne kaybedersin ki?" dedim. sonra da gittim.
az önce geldim odaya ve neredeyse ilk işlerden bir tanesi oldu bunu sizlere anlatmak. derim ki sizlere suyun altına dalın bi oraya bi buraya gönlünüz nereye doğru isterse dönün. zevk alın. keşfedin 3. boyutun zevkini...
ayrıca bugün baygın adam kurtarmayı öğrendik. elimizde baygın adamımız yoktu tabi ama yine de pratikte hiç hareket etmeden duran bir insanı suyun yüzeyine çıkarttım sonuçta. heyecanlı birşey :D ancak ağırlık kemerlerinizle bayılırsanız daha rahat kurtarırım sizleri, zira öyle öğrendim. lütfen kemersiz bayılıp suyun altında benim kafamı karıştırmayınız!
neyse şimdilik benden bu kadar. Cumartesi de evime dönüyorum. acaba bi yurttan nağmeler gelir mi hiç bi fikrim yok gitmeden. yarın bakarız ;)
hadi baş baş...
dipnot: Dan Brown Kayıp Sembol'ün bir yerlerinde diyor ki bilim adamları 10 boyut olabileceğinden bahsediyormuş, hatta bunların 6 tanesi 1 tane gibi davranıyormuş falan filan.. ilginç geldi not düşeyim istedim. daha neler görcez baalım!! :)
dipnot 2: hadi bana buradan soru sor
ancak bugün benim oldu. pek mutlu oldum. acayip (doğru mu yazdım son kelimeyi??) zevkli birşey. bu zevki tatmamı sağlayan şey ise SAS (artık açıklamıyorum, biliverin artık sürekli okuyucumsanız SAS'ın ne olduğunu :p)
efendim bu SAS kış kampına yönelik antrenmanlar yaptı bu hafta. salı günü gitmemiştim ancak aynı katta kaldığım eğitmenlerimden bir tanesinden azarı yiyince hem vicdan azabı çektim hem de "amaaan" dedim "git be Gökhan, kampa gitmiyor olabilirsin ama kamp antrenmanına gitsen ne kaybedersin ki?" dedim. sonra da gittim.
az önce geldim odaya ve neredeyse ilk işlerden bir tanesi oldu bunu sizlere anlatmak. derim ki sizlere suyun altına dalın bi oraya bi buraya gönlünüz nereye doğru isterse dönün. zevk alın. keşfedin 3. boyutun zevkini...
ayrıca bugün baygın adam kurtarmayı öğrendik. elimizde baygın adamımız yoktu tabi ama yine de pratikte hiç hareket etmeden duran bir insanı suyun yüzeyine çıkarttım sonuçta. heyecanlı birşey :D ancak ağırlık kemerlerinizle bayılırsanız daha rahat kurtarırım sizleri, zira öyle öğrendim. lütfen kemersiz bayılıp suyun altında benim kafamı karıştırmayınız!
neyse şimdilik benden bu kadar. Cumartesi de evime dönüyorum. acaba bi yurttan nağmeler gelir mi hiç bi fikrim yok gitmeden. yarın bakarız ;)
hadi baş baş...
dipnot: Dan Brown Kayıp Sembol'ün bir yerlerinde diyor ki bilim adamları 10 boyut olabileceğinden bahsediyormuş, hatta bunların 6 tanesi 1 tane gibi davranıyormuş falan filan.. ilginç geldi not düşeyim istedim. daha neler görcez baalım!! :)
dipnot 2: hadi bana buradan soru sor
içerik
sas,
topluluklar
10.1.10
yurttan nağmeler/11 (spor çılgınlığı)
öncelikle belirtmek isterim ki çok kararsız kaldım başlık "spor çılgınlığı" mı olsa yoksa "yurttan nağmeler/11" le mi yetinsem diye ama gördüğünüz üzere ikisinden de vazgeçemedim :)
gelirsek konumuza anlaşılacağı üzere spor yapıyor olmam. hangi yazıda bahsettiğimi hatırlamıyorum ancak Odtü Sas'tan (Su Altı Sporları) bahsetmiştim, hatta facebookta şu sıralar su altında bir adet fotoğrafım mevcut, o topluluk sayesinde elde edilmiş bir fotoğraftır.
verebileceğimi düşünmüş olduğum tüm gereksiz ayrıntıları verdikten sonra başlıyorum artık :)
bu topluluk bize sadece su altında yoğunlaşmayalım, normalde de bir kondüsyonumuz bulunsun diye bir de kara antrenmanları hazırlamış bulunmakta cumartesi ve pazarları. bunlara da devam etmek kararlılığındayım (dönem başından beri var aslında ancak bugün daha 5 oldu benim)
hani normal koşullarda fiziğim iyi olsa çokta devam eder miydim emin değilim ancak kara kuru birşey olduğumdandır bu kararlılığım. o değil ciddiye alan mı yoktur nedir anlamadım pek kalabalık değiliz bu antrenmanlarda, kızdım şimdi. nerde o koca Odtü Sas?? beyler bayanlar varsa beni okuyanınız üzerime vazife olmasa da sizleri de çağırıyorum burdan kara antrenmanlarına. hem eğlenelim hem gelişelim :)
ayrıca bu topluluk bize salı ve perşembe akşamları da havuz antrenmanı yaptırtmaktaydı, dün yollanılan bir maille artık pazar akşamlarına da antrenmanımız olduğunu öğrendim. "haydi Gökhan'ım, koçsun sen, yaparsın sen" gazlarıyla kara antrenmanlarının yorgunluğunun üzerine birde pazar antrenmanına katıldım.
ancak bu pazar antrenmanı da öyle böyle değilmiş. hep ağırdır diyorlardı da bu kadar tahmin etmemiştim be arkadaş. azıcık merhamet?? ha??
toplamda 2050 metre yüzdüm bu akşam, düşünün kaslarımın halini ki bu 150 eksik yüzmüş halim. kendime acıdım (daha ziyade dermanım olamadı o sırada) eksik yaptım biraz. haa bir de eğitmenimiz bi 100 az yaptırdı sağolsun. sağol eğitmenim :)
ancak ufaktan bir problemim var, hani şu büyük bir heyecanla koca koca harflerle "ORT" başlığıyla yazdığım yazımda bahsettiğim topluluğa devam edemiyorum, zira pazar günleri kara antrenmanı, ardından kahvaltı derken derslerin başlangıcını kaçırıyorum. ancak hep böyle olurmuş zaten, 15231661 topluluğa girip 1, belki 2 ye düşüyormuş herkesin devam ettiği topluluk sayısı. kusura kalma ORT, başka senelere belki...
neyse bu yorgunlukla daha ne kadar otururum bilinmez, az biraz daha dayanır yatar zıbarırırm artık. haydi kendinize iyi bakın, bana da dua edin spor yaparken düşüp bayılmayayım hamlıktan :D
görüşmek üzere, baş baş...
gelirsek konumuza anlaşılacağı üzere spor yapıyor olmam. hangi yazıda bahsettiğimi hatırlamıyorum ancak Odtü Sas'tan (Su Altı Sporları) bahsetmiştim, hatta facebookta şu sıralar su altında bir adet fotoğrafım mevcut, o topluluk sayesinde elde edilmiş bir fotoğraftır.
verebileceğimi düşünmüş olduğum tüm gereksiz ayrıntıları verdikten sonra başlıyorum artık :)
bu topluluk bize sadece su altında yoğunlaşmayalım, normalde de bir kondüsyonumuz bulunsun diye bir de kara antrenmanları hazırlamış bulunmakta cumartesi ve pazarları. bunlara da devam etmek kararlılığındayım (dönem başından beri var aslında ancak bugün daha 5 oldu benim)
hani normal koşullarda fiziğim iyi olsa çokta devam eder miydim emin değilim ancak kara kuru birşey olduğumdandır bu kararlılığım. o değil ciddiye alan mı yoktur nedir anlamadım pek kalabalık değiliz bu antrenmanlarda, kızdım şimdi. nerde o koca Odtü Sas?? beyler bayanlar varsa beni okuyanınız üzerime vazife olmasa da sizleri de çağırıyorum burdan kara antrenmanlarına. hem eğlenelim hem gelişelim :)
ayrıca bu topluluk bize salı ve perşembe akşamları da havuz antrenmanı yaptırtmaktaydı, dün yollanılan bir maille artık pazar akşamlarına da antrenmanımız olduğunu öğrendim. "haydi Gökhan'ım, koçsun sen, yaparsın sen" gazlarıyla kara antrenmanlarının yorgunluğunun üzerine birde pazar antrenmanına katıldım.
ancak bu pazar antrenmanı da öyle böyle değilmiş. hep ağırdır diyorlardı da bu kadar tahmin etmemiştim be arkadaş. azıcık merhamet?? ha??
toplamda 2050 metre yüzdüm bu akşam, düşünün kaslarımın halini ki bu 150 eksik yüzmüş halim. kendime acıdım (daha ziyade dermanım olamadı o sırada) eksik yaptım biraz. haa bir de eğitmenimiz bi 100 az yaptırdı sağolsun. sağol eğitmenim :)
ancak ufaktan bir problemim var, hani şu büyük bir heyecanla koca koca harflerle "ORT" başlığıyla yazdığım yazımda bahsettiğim topluluğa devam edemiyorum, zira pazar günleri kara antrenmanı, ardından kahvaltı derken derslerin başlangıcını kaçırıyorum. ancak hep böyle olurmuş zaten, 15231661 topluluğa girip 1, belki 2 ye düşüyormuş herkesin devam ettiği topluluk sayısı. kusura kalma ORT, başka senelere belki...
neyse bu yorgunlukla daha ne kadar otururum bilinmez, az biraz daha dayanır yatar zıbarırırm artık. haydi kendinize iyi bakın, bana da dua edin spor yaparken düşüp bayılmayayım hamlıktan :D
görüşmek üzere, baş baş...
içerik
kampüs,
sas,
topluluklar
21.10.09
yurttan nağmeler/4
A: Gökhan'ım yavaş git hızlı yazıyorsun
GM: söz verdim ama yurda geçince daha çok olcak diye dimi ama? :)
evet tekrar karşınızdayım ve gerçekten hızlı gittiğimi düşünüyorum, ama günümü paylaşmak çok hoşuma gidiyor buralarda napiyim :)
öncelikle belirtmek isterim ki yeni asılan yurt listelerinde adım olmadığından hala krallar gibi 2. yurtta kalıyorum, pek bi mutlu pek bi sevinçliyim hani bu aralar :)
bugün (daha ziyade yine saat itibariyle dün) ders çıkışına biraz renk katalım dedik, iyi de demişiz. hep birlikte olmasakta 8 kafa insan birlikte yemeğe gittik keyifli eğlenceli muhabbetler döndü dolaştı falan. ardından bugün en çok eğlendiğim atraksiyonu yapmış bulunduk. gittik tabu oynadık :)
A: bu mudur yani?
GM: budur abi eğlendim yani diceğin mi var?
tabu oynarken çok farklı anlatımlarda bulunuldu bazen gülme krizlerine girildi masa olarak. oyuna kadar grup 6 kişiye düştü aslen, sonrasında da 5 e düşmek mecburiyetinde kaldık, ama eğlencenin pek azaldığı söylenemez hani yine :) pek bi atraksiyonlu geçiyor kampüs hayatı, herkesi bekleriz efem!
geçenlerde dediydim ya 5 olacak katıldığım topluluk sayısı diye, yalan oldu o. hani iyi ki de olmuş dicem nerdeyse.
A: neden?
GM: sabır bi! :p
bi sebebi ORT ta aktif olmayı düşünmem, ne yaparım orda bilemem de zaman gösterir illa ki. diğer bi sebebi de SAS (Su Altı Sporları) topluluğuna girmiş bulunmam. saat 21,30-22,45 civarlarında antrenmanları vardı bugün, gittim öldüm bittim. ama mutluyum o ayrı. yalnız ben yüzmeyi böyle bilmezdim sevgili okur. hani kendi kendine yüzmüyorsun ki acıkınca çık dışarı bişeyler atıştır, şezlongda (acaba kelimeyi doğru mu yazdım?) biraz kestir. olmuyor öyle, yüz babam yüz. "Kurbağalama 50 m yüzün! düüüüt" gibisinden komutlar havada uçuştu sürekli. zaten bi de ayağıma kramp girdi ki evlere şenlik! neyse ama azimliyim, önce harbi bi yüzücü olup ardından da serbest dalışta ilerleyeceğim.
en hoşuma giden de az önce topluluğun baş kısımlarından bi yerden mail gelmiş olması. "sizi biraz yorduk ancak bu daha ilk antrenmandı, zamanla zamanla, hepiniz çok iyiydiniz" şeklinde motive edici azcıkta yağlı cümleler vardı :) tuttum ettim.
neyse bakalım yazmak ciddi ciddi zorlaştı, kollarım isyan ediyor! hadi iyi geceler okur ( ya da ne zamana okursan işte kendine göre düzenle o kısmı :) )
baş baş...
dipnot: gereksiz yere bi "A" kişisi uydurdum nedeni belirsiz
GM: söz verdim ama yurda geçince daha çok olcak diye dimi ama? :)
evet tekrar karşınızdayım ve gerçekten hızlı gittiğimi düşünüyorum, ama günümü paylaşmak çok hoşuma gidiyor buralarda napiyim :)
öncelikle belirtmek isterim ki yeni asılan yurt listelerinde adım olmadığından hala krallar gibi 2. yurtta kalıyorum, pek bi mutlu pek bi sevinçliyim hani bu aralar :)
bugün (daha ziyade yine saat itibariyle dün) ders çıkışına biraz renk katalım dedik, iyi de demişiz. hep birlikte olmasakta 8 kafa insan birlikte yemeğe gittik keyifli eğlenceli muhabbetler döndü dolaştı falan. ardından bugün en çok eğlendiğim atraksiyonu yapmış bulunduk. gittik tabu oynadık :)
A: bu mudur yani?
GM: budur abi eğlendim yani diceğin mi var?
tabu oynarken çok farklı anlatımlarda bulunuldu bazen gülme krizlerine girildi masa olarak. oyuna kadar grup 6 kişiye düştü aslen, sonrasında da 5 e düşmek mecburiyetinde kaldık, ama eğlencenin pek azaldığı söylenemez hani yine :) pek bi atraksiyonlu geçiyor kampüs hayatı, herkesi bekleriz efem!
geçenlerde dediydim ya 5 olacak katıldığım topluluk sayısı diye, yalan oldu o. hani iyi ki de olmuş dicem nerdeyse.
A: neden?
GM: sabır bi! :p
bi sebebi ORT ta aktif olmayı düşünmem, ne yaparım orda bilemem de zaman gösterir illa ki. diğer bi sebebi de SAS (Su Altı Sporları) topluluğuna girmiş bulunmam. saat 21,30-22,45 civarlarında antrenmanları vardı bugün, gittim öldüm bittim. ama mutluyum o ayrı. yalnız ben yüzmeyi böyle bilmezdim sevgili okur. hani kendi kendine yüzmüyorsun ki acıkınca çık dışarı bişeyler atıştır, şezlongda (acaba kelimeyi doğru mu yazdım?) biraz kestir. olmuyor öyle, yüz babam yüz. "Kurbağalama 50 m yüzün! düüüüt" gibisinden komutlar havada uçuştu sürekli. zaten bi de ayağıma kramp girdi ki evlere şenlik! neyse ama azimliyim, önce harbi bi yüzücü olup ardından da serbest dalışta ilerleyeceğim.
en hoşuma giden de az önce topluluğun baş kısımlarından bi yerden mail gelmiş olması. "sizi biraz yorduk ancak bu daha ilk antrenmandı, zamanla zamanla, hepiniz çok iyiydiniz" şeklinde motive edici azcıkta yağlı cümleler vardı :) tuttum ettim.
neyse bakalım yazmak ciddi ciddi zorlaştı, kollarım isyan ediyor! hadi iyi geceler okur ( ya da ne zamana okursan işte kendine göre düzenle o kısmı :) )
baş baş...
dipnot: gereksiz yere bi "A" kişisi uydurdum nedeni belirsiz
içerik
kampüs,
sas,
topluluklar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)