valla neysi oldu bilmiyorum bu sefer. ne tatildi ne gezelim görelimli bi atraksiyondu. hem hepsi hem hiç biriydi bu kez İstanbul gezmem. zaten piyangodan çıkar gibi çıkıverdi. yoksa İzmirde geçecekti tatilin 2 haftalık kısmısı. ama iyi ki de böyle oldu. güzel insanlar gördüm. mutlu oldum. mutlu olduk hep beraber
meğerse Kıbrıstan en sevdiğim insan Begüm buralardaymış. 2 haftanın tamamı gibi piyangodan çıkmış bir şekilde onu da gördüm. gezdik ettik. eğlendik bolca. sonra onunla birlikte Sena'yı da gördüm. bizi Moda taraflarında gezdirdi. hoş, iki kızla alışveriş cenneti tarzı bir yerde bulunmak biraz zordu ama sevdim ben yine
sonra dün de karşı tarafı gezdim. avrupa oluyor kendileri. Murat ve Ahmet gezdirdi beni oralarda, öğreneyim diye yardımcı oldular. sonra bolca muhabbet falan zaten. daha ne ister ki bi insan
onun dışında ailemle gezdik biraz da. kalktık Dolmabahçe Sarayını gördük mesela. nasıl mükemmel anlatamam sizlere. böyle kocaman bi zaman dilimim olsa da gidip bütün sarayları saatlerce gezebilsem keşke dedim. saatlerce anlatsa birileri "bu odanın özelliği bu odanın tabanındaki ahşap kaplamada hiç çivi kullanılmamış olması" gibi özellikler saysa
ha bir de piyanoya başlar gibi oldum ben. size biraz çalabilirim. ama çok az
kısacası eğlendik öğrendik, eskileri yad edip hüzünlendik, bitti yine tatil. ha tam olarak bitmedi tabi. daha çok var ders başlangıcına. o zamana kadar da Antalya Kaş'ta serbest dalış yapıyor olacağım (tüpsüz, evet) çok da heyecanlıyım SASla yapılacak bu aktivite için. sonrasında da caanım Ankaraya geri dönüş, nedendir bilinmez hiç beklemezken bu kadar çok özlenen insanları tekrar görmek ayrı bi mutluluk olacak
ben bi de bi şey fark ettim. bence paragrafın sonuna bi noktalama işareti koyunca çirkin görünüyor. sevmedim. o yüzden artık son cümlelere yok nokta ünlem falan. bu da böyle biline. bi gülerim belki ama en sonda :)
son olarak da demeden geçemeyeceğim. ben de msa gibi güzel güzel, sanatsal yazılar yazabilmek istiyorum. mesela girin en son yazısını okuyun. gerçekten çok acayip
esen kal :)
eeeski dostlaaar eeeski dostlaaar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eeeski dostlaaar eeeski dostlaaar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2.2.11
15.9.10
tatil içinde tatile çıkmak/2
yine yüzsüzlük yaptım evet. kabul ediyorum. bi tatilin içinde en az bi defa daha tatile çıkmadan duramıyorum ben. son 2 yıldır böyle oldu bu durum. sonum hayrola diyelim.
pazartesi günü kalktım ben sabah erkenden okur. Erzurum'a doğru yola çıktım. eski dostları görmek düşüncesiyle beraber böyle bir karar aldım ve bayramın hemen sonrasında da gerçeğe dönüştürdüm bunu. Burak orda değildi ne yazık ki ancak Sait, Ayşegül, Asena, Merve ve Nurbanu'yu gördüm geldim.
pazartesi sabahı zaten erken kalkmış olmanın verdiği o kendini çok salak hissetme durumu yetmiyordu bana, bir de otobüsümsü araçta bolca sinir stres yaşadım ben. öncelikle saat 8 arabası tamı tamına 40 (KIRK) dakika geç kalktı. bi ara dedim ki bu vasıta acaba bataklıktan falan yeni mi çıkartıldı ki dedim. saymaya kalkmadım ama en az 20 adet sinek olduğundan eminim içerde. zaten ilerleyen vakitlerde de sayıları ikiyi bulan (ki bu benim için önemli derecede büyük bir sayı) arılar benim dibimdeki camı ziyaret etmeye karar verdiler. zaten böcekleri sevmeyen ben bir de hayatı boyunca arı tarafından sokulmamış olunca, hayli korku dolu dakikalar yaşadım. bir tanesini kitabımın (kültürlüyüm diyorum, altta mesaj var bakın) ayracıyla o arılardan bir tanesini itekledim. hala daha ses duyunca acaba o arı geri mi geldi diye korkuyorum hafiften...
bi ara da bi kadın bindi vasıtaya, bi ufak bi de büyük oğluyla beraber. baktı benim yanım boş, yan sıramdaki adamın da yanı boş. sonra sanırım bir daha baktı ve benden korktu, gitti yan sıradakinden benim yanıma geçmesini istedi. kadın da haklı bi yerde, uzun saçlı garip bi erkek, boynunda akrep kolyesi falan. belki de onu yiyeceğimden korktu. tabi ben bu korkuyu sezince kendimden şüphe etmeye başladım. acaba yer miyim ki diye korkmadım değil yani. sonra tam bu fikri kafamdan atacakken önümde bir kadın oturduğunu fark ettim. Allahım nasıl korktum nasıl korktum anlatamam, bi ara dedim yiyorum kesin. belki bi ısırık almışımdır. emin değilim :/ ama onun dışında normal besleniyorum yani. korkmayın...
iner inmez gittim kalacağım yere kaydımı yaptırdım sonra büyük bir sevinçle Saitle buluştuk, ardından bir süre sonra da Merve bize katıldı. bu sırada eski sınıfımdan da bolca kişi gördüm, özlemişim dedim ben buraları. ondan sonra bi baktık ki Merve eğer bi yere gideceksek arabayla gitmek zorundayız dedi. babasının arabasını almış meğersem. ehliyeti varmış. vay be dedim sonra. ilk kez bi yaşıtımın sürdüğü arabaya biniyorum. harbi çok ilginç geldi ama. demek ki dedim, biz büyümüşüz...
ancak daha sonra içime çok oturan (bkz: çok oturmak) bir durumla karşı karşıya kaldık. adamın biri sen kalk, koskoca Range Rover'ı git duvara doğru park edilmesi gereken park alanında duvara paralel park et. hala üzülüyorum. acaba o satıcı bu adamın böyle yapacağını bilse satar mıydı diye soruyorum kendime. arabanın dili olsa nasıl söver bu sahibe bunu soruyorum. çok acıydı yani okur, anlatamam...
sonra da the expendables adlı filmi izledik. o kadar ayarlı bir şekilde geç girdik ki filme, tam izleyici kitlesinin gösterildiği yerde girmişiz. hiç reklam izlemeden izledik diye filmin güzelliği böyle on yirmi kat falan arttı yani. sağlam kadroluydu film de Arnold amca biraz daha oynayabilirdi bence. kısmet tabi...
ha size hııı amcadan bahsetmem lazım bir de. oda arkadaşım Mehmet Ali Birand'ın birazcık farklı modeliydi. ııııı diye takılmıyordu, ancak ben konuşurken her daim hııı diye takılıyordu. çok ilginçti...
ertesi gün de Ayşegül, Asena ve Nurbanu'yla buluştuk. Sait zaten 3 günümün ortak elemanıydı. hepsini kapsadı sağolsun. bolca muhabbet ettik. sonra gittik koskocaman bi pizza yedik. Ayşegül bana zorla kenarlarını da yedirtti. bunu unutmadım bak, okulda çekeceksin. burayı muhtemelen okumayacağını bildiğimden burdan uyarıyorum, demedi deme! :)
sonra bi masa hokeyi oynamışız. akıllara ziyan. Ayşegül, Asena'yı sakatladı falan. o derece bi oyundu. zaten takımlar o kadar sık değişti ki 4 maçın da bir kazanan takımı yok yani. çok çok güzeldi ama...
o gün akşam da İkea'nın yeni reklamının çok hoş olduğu gözlerimden kaçmadı. herkesin hah ve hıh sesleri çıkardığı reklam hani.
bugün de sabahtan Saitle kahvaltı yaptık, gezdik tozduk derken yine sonunda o aynı vasıtaya bindiğim bir yolculukla buraya geri geldim. bu sefer de vasıtada aslında tek kişilik yer olmasına rağmen muavinlerin uğraşarak 2 kişilik bayan yeri yapma çabalarına şahit oldum. böylece hem o iki bayan hem de yanlarındaki iki bay vasıtaya binecekti muavinlerce. çok şükür binmediler ve son derece yavaş bir şekilde evime geldim... sağolsunlar ki canımla eş değer derecede sevdiğim kulaklıklarım yanımdaydı...
kısacası yolculuk kısımları hariç pek güzel bir tatil yaptım okur. bence sen de yap. kalk git eskilerden birilerini gör gel. çok hoş. öyle yani...
şimdilik baş baş... inşallah kısa süre sonra görüşmek üzere...
pazartesi günü kalktım ben sabah erkenden okur. Erzurum'a doğru yola çıktım. eski dostları görmek düşüncesiyle beraber böyle bir karar aldım ve bayramın hemen sonrasında da gerçeğe dönüştürdüm bunu. Burak orda değildi ne yazık ki ancak Sait, Ayşegül, Asena, Merve ve Nurbanu'yu gördüm geldim.
pazartesi sabahı zaten erken kalkmış olmanın verdiği o kendini çok salak hissetme durumu yetmiyordu bana, bir de otobüsümsü araçta bolca sinir stres yaşadım ben. öncelikle saat 8 arabası tamı tamına 40 (KIRK) dakika geç kalktı. bi ara dedim ki bu vasıta acaba bataklıktan falan yeni mi çıkartıldı ki dedim. saymaya kalkmadım ama en az 20 adet sinek olduğundan eminim içerde. zaten ilerleyen vakitlerde de sayıları ikiyi bulan (ki bu benim için önemli derecede büyük bir sayı) arılar benim dibimdeki camı ziyaret etmeye karar verdiler. zaten böcekleri sevmeyen ben bir de hayatı boyunca arı tarafından sokulmamış olunca, hayli korku dolu dakikalar yaşadım. bir tanesini kitabımın (kültürlüyüm diyorum, altta mesaj var bakın) ayracıyla o arılardan bir tanesini itekledim. hala daha ses duyunca acaba o arı geri mi geldi diye korkuyorum hafiften...
bi ara da bi kadın bindi vasıtaya, bi ufak bi de büyük oğluyla beraber. baktı benim yanım boş, yan sıramdaki adamın da yanı boş. sonra sanırım bir daha baktı ve benden korktu, gitti yan sıradakinden benim yanıma geçmesini istedi. kadın da haklı bi yerde, uzun saçlı garip bi erkek, boynunda akrep kolyesi falan. belki de onu yiyeceğimden korktu. tabi ben bu korkuyu sezince kendimden şüphe etmeye başladım. acaba yer miyim ki diye korkmadım değil yani. sonra tam bu fikri kafamdan atacakken önümde bir kadın oturduğunu fark ettim. Allahım nasıl korktum nasıl korktum anlatamam, bi ara dedim yiyorum kesin. belki bi ısırık almışımdır. emin değilim :/ ama onun dışında normal besleniyorum yani. korkmayın...
iner inmez gittim kalacağım yere kaydımı yaptırdım sonra büyük bir sevinçle Saitle buluştuk, ardından bir süre sonra da Merve bize katıldı. bu sırada eski sınıfımdan da bolca kişi gördüm, özlemişim dedim ben buraları. ondan sonra bi baktık ki Merve eğer bi yere gideceksek arabayla gitmek zorundayız dedi. babasının arabasını almış meğersem. ehliyeti varmış. vay be dedim sonra. ilk kez bi yaşıtımın sürdüğü arabaya biniyorum. harbi çok ilginç geldi ama. demek ki dedim, biz büyümüşüz...
ancak daha sonra içime çok oturan (bkz: çok oturmak) bir durumla karşı karşıya kaldık. adamın biri sen kalk, koskoca Range Rover'ı git duvara doğru park edilmesi gereken park alanında duvara paralel park et. hala üzülüyorum. acaba o satıcı bu adamın böyle yapacağını bilse satar mıydı diye soruyorum kendime. arabanın dili olsa nasıl söver bu sahibe bunu soruyorum. çok acıydı yani okur, anlatamam...
sonra da the expendables adlı filmi izledik. o kadar ayarlı bir şekilde geç girdik ki filme, tam izleyici kitlesinin gösterildiği yerde girmişiz. hiç reklam izlemeden izledik diye filmin güzelliği böyle on yirmi kat falan arttı yani. sağlam kadroluydu film de Arnold amca biraz daha oynayabilirdi bence. kısmet tabi...
ha size hııı amcadan bahsetmem lazım bir de. oda arkadaşım Mehmet Ali Birand'ın birazcık farklı modeliydi. ııııı diye takılmıyordu, ancak ben konuşurken her daim hııı diye takılıyordu. çok ilginçti...
ertesi gün de Ayşegül, Asena ve Nurbanu'yla buluştuk. Sait zaten 3 günümün ortak elemanıydı. hepsini kapsadı sağolsun. bolca muhabbet ettik. sonra gittik koskocaman bi pizza yedik. Ayşegül bana zorla kenarlarını da yedirtti. bunu unutmadım bak, okulda çekeceksin. burayı muhtemelen okumayacağını bildiğimden burdan uyarıyorum, demedi deme! :)
sonra bi masa hokeyi oynamışız. akıllara ziyan. Ayşegül, Asena'yı sakatladı falan. o derece bi oyundu. zaten takımlar o kadar sık değişti ki 4 maçın da bir kazanan takımı yok yani. çok çok güzeldi ama...
o gün akşam da İkea'nın yeni reklamının çok hoş olduğu gözlerimden kaçmadı. herkesin hah ve hıh sesleri çıkardığı reklam hani.
bugün de sabahtan Saitle kahvaltı yaptık, gezdik tozduk derken yine sonunda o aynı vasıtaya bindiğim bir yolculukla buraya geri geldim. bu sefer de vasıtada aslında tek kişilik yer olmasına rağmen muavinlerin uğraşarak 2 kişilik bayan yeri yapma çabalarına şahit oldum. böylece hem o iki bayan hem de yanlarındaki iki bay vasıtaya binecekti muavinlerce. çok şükür binmediler ve son derece yavaş bir şekilde evime geldim... sağolsunlar ki canımla eş değer derecede sevdiğim kulaklıklarım yanımdaydı...
kısacası yolculuk kısımları hariç pek güzel bir tatil yaptım okur. bence sen de yap. kalk git eskilerden birilerini gör gel. çok hoş. öyle yani...
şimdilik baş baş... inşallah kısa süre sonra görüşmek üzere...
2.9.09
minik Ankara trip
Evet tekrar gelmiş bulunmaktayım. 3 günlük ara ardından tekrar burdayım ve sanırım bu sefer yazacağım şeyler birazcık arttı :D
Öncelikle gidişten bahsetmek istiyorum sizlere. Özellikle havaalanlarındaki kendini güvenlik önlemi sanan önlemlere değinmek istiyorum. Çünkü gıcık kapmış durumdayım her cihazdan geçerken kemer çıkartma mevzusundan. Madem o kadar gelişmiş bi teknolojisin sen kemerimde ötmeyiversin. Aynı cihazlardan alışveriş merkezlerinde de var ama onlar ötmüyor. Nesin ki sen kemeri öttürünce ödül mü veriyorlar? Haaa?? Hatta dönüşte sırf uğraşmamak için kemersiz geldim, o derece... Neyse kızdım ettim sinirimi de dile getirdim devam edelim :) Bir de check-in de verilen kağıtta yazan "uçağa kabul kalkış saatinden 15 dk önce sona ermektedir" yazısının umarım bir gün gerçekleştiğini görürüm. Çünkü giderken kalkış saatinde binmeye başladık dönerken de kalkış saatine 15 dk kala. Burdan da bunu yapan tüm havayolu şirketlerine seslenmişte oldum iyice rahatladım, ohhh :D
Sonraaa gelelim bir de kuzenin hız tutkusuna. Ona da değinmeden geçemem, geçersem ayıp olur vs. vs. Pazar günü bizi aldığında 160 civarında bi hızla radara girip durdurulmadan geçtik bu işin ilk ilginç tarafıydı. İkinci ilginç tarafıysa sayesinde 205 i görmüş olduğum için 150 ye düştüğünde içimin rahat ettiğini hissetmemdi, oysa ki o bile fazladır bana :D Zaten dönüşte de 176 ile radara girip bu sefer durdurulduk o da acısı oldu işin...
Sonraa pazartesiye gelirsek gerekli bazı mercilere (merci yanlış olmuş olabilir) gittikten sonra meclis lojmanlarına dönüş yaptık babamla. Girdik Miraç var orda benim ilkokuldan yakın arkadaş, bi de Alican'ı aradık sonra. Ohh keyfe diyecek yok :D En son 2 yıl önce bi araya gelmiştik zaten. Miraç pek bize takılamasa da gece takıldık onla da. Bana biraz batak öğrettiler, öğretirken dalga geçtiler. Sonra ps3 e gittik. Her ne kadar beni pes e almayın beceremem nidalarım havada uçuşsa da 3 kişi oynadık 2 sefer. 2 sinde de beni alan takım yenildi. Demek ki neymiş, benimle pes oynanmayacakmış, kapiş? :D Ama sonra da smack down a girmişiz, Alican ve ben 1 olduk Miraç'ın kardeşi tek. Hatta biz ilk bikaç oyunda bir de bot aldık ama anca 2 kere yenebildik işte. Naparsın ama ben ringden Çağrı'nın adamın üstüne atlicam derken Alican'ın adama ya da bota atladığım için biraz zor oldu yenmelerimiz. Ancak 2 nakavtı da ben yaptım hakkım yenmesin lütfen :D Sonra bi de gece gece çıktık kuğulu park a gittik, Tunalı'da gezdik. Baya bi boştu ama gezdik eğlendik işte. Gecenin 2 sinde de yemeğe gittik aç insanlar olarak :D öyle güzel bi gün geçirdik kendileriyle. En kısa zamanda tekrarlanacak inşallah yine...
Başka naptık lan biz?... Durun az sonra bulur yazarım :D
< 2 dk sonra >
Yok düşündüm taşındım başka bişey bulamadım. Salı günü pek bişey yapmadık ama en güzeli gittik kaydımı yaptım geldik. Pek bi hafifledik pek bi rahatladık vs. vs.
Takvimlerimiz bugünü gösterince de çıktık geldik. En çok "Prototype" i özlemiş olacağım ki baya bi oynadım bugün. Bir de "Prison Break" 4. sezonu merak ediyordum 2 bölüm izleyerek devama başladım bugün. Sara döndü bi mutlu oldum falan. Öyle işte...
Bu yazımı pek bi sıkıcı buldum, kendi kendime sıkıcı oyu vereceğim. En azından sınırlı sayıdaki oylardan birini de arttırmış olurum böylece (bkz: okura sitem). Öyle böyle gittik geldik, sizi gördük mutlu olduk. Beni sabırla bekleyenleriniz var ise teşekkür ederim :D
Görüşürük
dipnot: başlıkla aynı isimde açmış olduğum face albümünde bu trip ten fotoğrafları bulabilirsiniz. Saygılar efem :)
Öncelikle gidişten bahsetmek istiyorum sizlere. Özellikle havaalanlarındaki kendini güvenlik önlemi sanan önlemlere değinmek istiyorum. Çünkü gıcık kapmış durumdayım her cihazdan geçerken kemer çıkartma mevzusundan. Madem o kadar gelişmiş bi teknolojisin sen kemerimde ötmeyiversin. Aynı cihazlardan alışveriş merkezlerinde de var ama onlar ötmüyor. Nesin ki sen kemeri öttürünce ödül mü veriyorlar? Haaa?? Hatta dönüşte sırf uğraşmamak için kemersiz geldim, o derece... Neyse kızdım ettim sinirimi de dile getirdim devam edelim :) Bir de check-in de verilen kağıtta yazan "uçağa kabul kalkış saatinden 15 dk önce sona ermektedir" yazısının umarım bir gün gerçekleştiğini görürüm. Çünkü giderken kalkış saatinde binmeye başladık dönerken de kalkış saatine 15 dk kala. Burdan da bunu yapan tüm havayolu şirketlerine seslenmişte oldum iyice rahatladım, ohhh :D
Sonraaa gelelim bir de kuzenin hız tutkusuna. Ona da değinmeden geçemem, geçersem ayıp olur vs. vs. Pazar günü bizi aldığında 160 civarında bi hızla radara girip durdurulmadan geçtik bu işin ilk ilginç tarafıydı. İkinci ilginç tarafıysa sayesinde 205 i görmüş olduğum için 150 ye düştüğünde içimin rahat ettiğini hissetmemdi, oysa ki o bile fazladır bana :D Zaten dönüşte de 176 ile radara girip bu sefer durdurulduk o da acısı oldu işin...
Sonraa pazartesiye gelirsek gerekli bazı mercilere (merci yanlış olmuş olabilir) gittikten sonra meclis lojmanlarına dönüş yaptık babamla. Girdik Miraç var orda benim ilkokuldan yakın arkadaş, bi de Alican'ı aradık sonra. Ohh keyfe diyecek yok :D En son 2 yıl önce bi araya gelmiştik zaten. Miraç pek bize takılamasa da gece takıldık onla da. Bana biraz batak öğrettiler, öğretirken dalga geçtiler. Sonra ps3 e gittik. Her ne kadar beni pes e almayın beceremem nidalarım havada uçuşsa da 3 kişi oynadık 2 sefer. 2 sinde de beni alan takım yenildi. Demek ki neymiş, benimle pes oynanmayacakmış, kapiş? :D Ama sonra da smack down a girmişiz, Alican ve ben 1 olduk Miraç'ın kardeşi tek. Hatta biz ilk bikaç oyunda bir de bot aldık ama anca 2 kere yenebildik işte. Naparsın ama ben ringden Çağrı'nın adamın üstüne atlicam derken Alican'ın adama ya da bota atladığım için biraz zor oldu yenmelerimiz. Ancak 2 nakavtı da ben yaptım hakkım yenmesin lütfen :D Sonra bi de gece gece çıktık kuğulu park a gittik, Tunalı'da gezdik. Baya bi boştu ama gezdik eğlendik işte. Gecenin 2 sinde de yemeğe gittik aç insanlar olarak :D öyle güzel bi gün geçirdik kendileriyle. En kısa zamanda tekrarlanacak inşallah yine...
Başka naptık lan biz?... Durun az sonra bulur yazarım :D
< 2 dk sonra >
Yok düşündüm taşındım başka bişey bulamadım. Salı günü pek bişey yapmadık ama en güzeli gittik kaydımı yaptım geldik. Pek bi hafifledik pek bi rahatladık vs. vs.
Takvimlerimiz bugünü gösterince de çıktık geldik. En çok "Prototype" i özlemiş olacağım ki baya bi oynadım bugün. Bir de "Prison Break" 4. sezonu merak ediyordum 2 bölüm izleyerek devama başladım bugün. Sara döndü bi mutlu oldum falan. Öyle işte...
Bu yazımı pek bi sıkıcı buldum, kendi kendime sıkıcı oyu vereceğim. En azından sınırlı sayıdaki oylardan birini de arttırmış olurum böylece (bkz: okura sitem). Öyle böyle gittik geldik, sizi gördük mutlu olduk. Beni sabırla bekleyenleriniz var ise teşekkür ederim :D
Görüşürük
dipnot: başlıkla aynı isimde açmış olduğum face albümünde bu trip ten fotoğrafları bulabilirsiniz. Saygılar efem :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)