28.8.09

konu sıkıntısı

"I hate you Kars!!!!"

Evet içimdeki nefreti kustuktan sonra (yanlış anlaşılmasın bu nefretin sebebi sadece yapacak bişeyim olmayışıdır, yoksa ülkemin her bir tarafı güzeldir çok severim hepsini birden) yazıma başlıyorum artık. Dediğim gibi yapıp ettiğim bişey olmadığından ev dışında bişeyler yazmayı düşünmüyordum aslında Ankara'ya gidip gelene kadar. Duramadım işte ama :)

Aslında ne yazacağımı da pek bilmiyorum, o yüzden düşünüp düşünüp ara ara yazacağım buraya, arada belirtirim hatta kaçar dk geçtiğini güzel olur öyle bi :)

< 1 dk bile geçmeden >

Bu aralar unutkanlığım var o yüzden bu diyeceğimi hatırlamak yaklaşık 1 dk mı aldı, kusuruma bakmayın :D Fantastik oyun sıkıntısı çekiyordum geçenlerde, sonunda "mininova" ya girdim, oyunlar listesinde en çok seed alanlara baktım. İsmi en çok hoşuma giden "Prototype" oldu. Sadede gelirsek eğer indirdim kendisini (korsana evet diyorum) oyuna başladım. Son zamanlarda oynadığım en güzel fantastik oyunlardan biri haline geliverdi. Ne kadar çok oynun daha başında "Spider-Man: Web of Shadows" aklıma gelmiş olsa ve ilerledikçe başka oyunları da hatırlatsa yine de çok zevkli ve zevkini kaybetmeyen bir oyun. Fantastik oyun severlere diyeceklerim bu kadar :)

< 7-8 dk arası bişey >

Madem oyunlardan bahsettim bi de "The Sims 3" ile ilgili bişey demek istiyorum yüksek müsadenizle. Önceki oyunlarındansa daha bi güzel grafikleri olacağını sanıyordum ancak biraz çizgifilmimsi olmuş kendisi. Ancak kişilerde kilo, kas, yüzlerde ince detay ve hatta takıya kadar karışabilme işini sevdim doğrusu. Ayrıca Hilal'in verdiği isim olan "Ceren" i kullanarak kendime bir de eş yaptım, sarışın tatlı bi kız oldu. Bulursam öylesiyle evlenirim herhalde anca :D Hatta alın size biz :D

< 15 dk geçmiş bu sefer kontrol ettim :) >

Bu aralar msn de toplu konuşma çılgınlığı yaşamaktayım. Msn de çok top var :p (biliyorum kötü :D). Neyse işte galiba son 1 haftadır oluyor bu olay, herkes msn de oluyor, pek bi dolu oluyor msn. Toplu konuşmadan geçemiyorum msn e girdiğim sıralarda. Ki eğlenceli de oluyor. Msn den uzak kalmayın sizlerle de toplu konuşma yapalım vs. vs.

< 2 dk sonra >

Bakın yeni fark ettim, salı günü kayıt yaptırıp ODTÜ'lü oluyorum. Çok heyecanlı lan :D

< 5 dk sonra >

Tam aklıma yazacak bişey gelmişti ki facebook ta "dalin" reklamı gördüm. Çocuk olasım, dalinle yıkanasım geldi tekrardan :)

Şimdi asıl yazacağım konuya gelirsek, bir önceki yazıda bahsetmiştim sanırım "Paramore - Misery Business" şarkısından. O yazıdan kısa bi süre sonra da dayanamadım. Tüm diskografisini indirdim kendilerinin (hala korsana evet diyorum :D) Neyse işte gayet güzel çalmış söylemişler. Hayley Williams'ın gerek ses tonunun şekerliği gerek yaptığı yerinde vurgulamalar çok hoşuma gitti. Bunu da sizlerle paylaşayım istedim.

Neyse iyi güzel konusuzluktan 6 konu çıkarttım gurur duyuyorum kendimle. Herhalde bi dahaki yazım Ankara'dan döndükten sonra gelir, o zamana kadar "Hadi artık yazsın şu çocuk ta okuyup gülelim eğlenelim!" diye beklemeyin :D

Hadi şimdilik esen kalın, baş baş...

15.8.09

Değişiklik Zamanı

Eveet çok şükür üniversiteyi kazanmış olmamla beraber pek çok değişikliğin başlayacağı kesinleşmiş oldu ben de başlayayım değişikliklere diye düşündüm. Herkesin fark edeceği üzere blog şablonumu değiştirdim hem daha parlak iç açıcı oldu hem de yazılar artık daha büyük daha rahat okunur hala getirilmiş oldu. HTML bilgim olmadığı için zaten kendimce değişiklikler yapamıyorum ama olsun ben de şablon değiştiriyorum anca :)

Bir diğer değişiklik üniversite hayatına başlarken olacak ve yurda yerleşeceğim çok büyük bir ihtimalle. Yalnız kalmak nedir adam akıllı öğreneceğim. Daha önce de yalnız kaldım yalnız başıma Kıbrıs'a gittim de orduevinde zaten yemek hazır zaten tatil 1 hafta diye çamaşır derdi yok ütü yok falan filan pek bi rahattı yani :) Neyse işte bi de bunu öğrenmiş olacağız hayırlısı bakalım artık...

Gelelim eve tıkılmış durumdayken yaptığım aktivitelere. Caner de bahsetmiş çalar gibi oldum sankim (özürlerimi borç bilirim Caner) ama Guitar Hero dan bahsetmeden ben de geçemeyeceğim. 3 ve 4 ü indirdim ben geçenlerde. 3 zaten sadece gitar seçeneğiyle mevcut easy seviyede bitirdim oyunu. Sonra da 4 te bateri seçeneğini easy seviyede bitirdim yine ondan beridir bakmaz olmuştum. Sonra dün Caner bana youtube daki expert seviyede "Fade to Black" "One" çalan adamların videolarını atınca gaza geldim. Lan dedim bu adamlar yapıyor ben neden yapamayacak mışım ki dedim. Bi girdim expert e 20. notaya gelemeden şarkı bitiverdi :D Sonunda dank etti ki demek ki bu adamlar ya bunun kitini almış öyle çalıyorlar ya da wii de falan oynanıyor yoksa çok zor abi 5 nota çalmak klavyeden. Başaranlara tabi saygı duyuyorum, kendilerini ayakta alkışlıyorum. Normal seviyede gitar çalaraktan gidiyorum bakalım şimdilik :) Bi de 4 için bana USB mikrofon ödünç verecek var mıdır acaba aranızda bilmek isterim bunu da :)

Neyse bi de bu oyun vasıtasıyla "Paramore - Misery Businnes" şarkısını sizlere de tavsiye etmeden eylemeden geçemem ben, hep kendine hep kendine olmaz sonuçta :)

Haaa bi de geçen gittim kütüphaneye kitap aldım. Stephen King - Sadist. okuyan var mıdır bilmem ama mükemmel gidiyor kitap. Kitaptaki kadın harbi sadistmiş yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. İlk cinayetini 11 yaşında işleyen kadından ne beklersin ki sen zaten :D

Son olarak 30 unda Ankara'dayım, 2 sinde dönüyorum sanırım geri. Sonra da 14 ünde gelip yerleşeceğim muhtemelen haberiniz olsun karşılama komitesini hazır edin :p

Sıkıcı bi yazı oldu ben bile yazarken sıkıldım be tüüü bana. Neyse sonra güzel de yazarım söz. Hadi görüşürüz :)

8.8.09

Türkçe Dersi

Aman Allah'ım 1 ay olmuş nerdeyse son yazdığımdan beridir. Çok özür dilerim sevgili kısıtlı sayıdaki okuyucum ama taşınma merasimi falan işte... Çoğunuzun bildiği bi kısmınızın da yeni öğreneceği üzere Kars'a tayin çıktığından dolayı (çıktığından dolayı??) bizim evde bi toplanma vardı, her tarafta koliler, "The Others" filmini hatırlatan odalarımız falan vardı bizim. Neyse çok şükür öyle ya da böyle taşındım geldim :)

En son yazdığımda sınav sonuçları falan açıklanmış mıydı hatırlamıyorum ama sanırım ODTÜ'lü olacağım şu yakınlarda bu da yeni bi duyuru olsun hepimize :)

Herhalde büyük çoğunluğunuz Kars'ı daha önce hiç görmemiş olduğundan sizlere biraz tanıtayım buraları. --Hadi lan daha 1 hafta olmadı oraya gideli ne tanıtması?-- Neyse efendim Erzurum misali buranın da bi tanecik caddesi var, ama ne o kadar uzun ne de o kadar güzel. Hiçbirşey yok desem yeridir. Bi atlı bi de aslanlı yolu var. Atlı yolun girişinde bi sinema varmış dediler sinemanın içine girmeye korktum, başka herşeye benziyordu o derece yani... Sevemedim abi 1 kere çıktım gezdim çarşıda o kadar.

Bu arada zaten şehir merkezine de uzağız yürüsen yarım saat, anlayacağınız çok sıkıcı burası :s Yani yeni olay yazmam harbi zor olacak buralardayken sizlere... Bir an önce yerleştirilsem de ODTÜ'lü olsam (Amiiiin!).

Buraya gelmeden önceki son günümde Erzurum'da gittim dershaneye Burak ve Sait'le son 1 gün geçirmek için (yaz kursları Türkçe dersleriyse son sürat başlamış durumda). Neyse efendim gittim bunların 2 saatlik mola saatlerinde sonra çıktık gezdik falan. Sonra içeri bi girdim hani hoca gelene kadar takılayım misali, sonunda zorla sınıfta oturttular beni de derse (aslında dersin eski sınıfımda oluyor olması da buna büyük bir etkendi tabi ki, yoksa kolay kolay Türkçe dersine hem de TEKRARDAN girmem ben :D) Neyse hoca derse giripte testleri dağıttığı zaman fark ettim ki test çözmeye çözmeye işaretlemeyi falan unutmuşum be :S Ben böyle kocaman kocaman karalardım doğru/doğru olduğunu düşündüğüm şıkkı ama bu sefer "Acaba sadece etrafına bi yuvarlak mı çiziktirsem?" düşüncesini atamadım bi türlü kafamdan. Çok ilginçti yani :) Dediğim şudur ki sevgili arkadaşlar lise bitti diye kalem bıraktığıma pişman oldum kalemle yabancı kaldık :) Bulmaca çözmek için dahi olsa kalemleri bırakmayınız ara sıra arkadaşlığınızı pekiştiriniz :)

Klavye bağımlısı oldum çıktım lan :) zaten yazım çirkindi daha da çirkin oldu :) Neyse efendim yine geldim saçmaladım ettim ama böyle düşünmeksizin yazı yazmayı özlemişim. Sağolasın blogcan ım diyorum ve şimdilik veda ediyorum. Baş baş :)

12.7.09

blog özlemi

Evet sevgili okurlar tekrar ben geldim. Kısa bir tatilin ardından yine kısa bir süre (en çok 2-3 gün) buralardayım tekrardan. Neyse efendim size dedim bir önceki yazıda kuzenin kablosuzu sömürür tatil resimleri atarım falan ama resimler yolu geçip tatil mekanlarımda da bolca resim çekilip edildiğim için ekleyecek resim sayısı hayli arttı. E madem buraya bakıyorsunuz illa ki çoğunuzun bi facebook u falan vardır. Oraya atacağım resimleri birare sonra oralardan bakarsınız.

Hani ben bu kadar zamandır yokum ya ne yaptım ne ettim kesin merak etmişsinizdir(?). İşte en son ve en boş yazımı yazdıktan 2 gün kadar sonra Fethiye'ye geçtim dayımın yanına. Dayımın çalıştığı otelde güzelinden 3 gün geçirdim. En çok güldüğüm mevzu gittiğim sabah güvenlik arandığında geçen mevzuydu. Bir adet bayan müşteri şikayet etmiş "Horoz ötüyor" diye. Yani horozdan sabah sabah başka ne yapmasını bekleyebilirsin ki sen? Gitmişsin tatil köyüne ki ciddi köy mekanıydı. Tabi ki ötecek o hayvancağız. Yazık başka bi abim de bisikletle gidip suç mahaline susturdu mu ne yaptı ben de bilmiyorum. Kendime hoşsohbet birkaç abi arkadaş falan da edindim sonra gittim Antalya'ya.

Laaan orda bi lunapark var aranızda manyak olan herkese öneririm :) Ben ki şu zamana kadar binmiş olduğu en manyak cihaz makas olan (aka kamikaze-explorer vs.) kişi orda jüpiter ismi takılmış bir cihazla karşılaştım. Ufaktan mekanizmayı özetlersem makasın bi kolunu alıyorsun, alttaki kafesi çıkartıp yuvarlak platformu yapıştırıyorsun bir güzeel. Ardından platformumuz kendi ekseni etrafında dönerken bu makasımızın kolu da aynı şekilde dönüp duruyor. İşte aranızda benim gibi midesi bulanacağı kesinkes belli olduğu halde manyaklık peşinde bulunanlara o cihazı ve türevlerini öneririm. Yalnııız Hilal'i bilenler bilir yanınıza Hilal gibi bir organizma almayınız :):)

Başlığı da blog özlemi koydum dedim vardır yazacak bolca şeyim ama anca bu kadarcık çıktı yahu. Zaten güzel de olmadı lan ne beceriksizleştim bu aralar ben böyle...

Anaam sabaha da ÖSS puanları belli oluyor herkes için hayırlısı...

Ufak müjde (kime göre, neye göre?): Avatar'ı bitirdim How I Met Your Mother'a başladım. POP 1 i bitirdiğimi yazdım mı hatırlamıyorum ama POP 2 de bitti 3 e başladım. Neyse yine saçmaladım saçmalayacağım kadar hadi kaçem ben :)

Baş baş...

3.7.09

Hatice vs. Netice

Bi önceki yazıda kısa bir ara demiştim harbiden de kısa oldu aram sanırım :D Bugün size asıl olarak yolculuğumdan bahsedeceğim ama tam başlık düşünürken aklıma görmekte olduğunuz başlık geldi. Öncelikle o konuya ucundan değinmek istiyorum :)

Kim ki bu ablalar yahu? Yıllar yılı söylenegelmiş bir deyim (sanırım deyim pek emin değilim) olsa bile neden o ablalar? Az önce bakındım biraz Hatice erken doğan kız çocuğu anlamına geliyormuş, Netice ablamızın isminin anlamı ise kullanılageldiği üzere sonuçmuş. Netice abla tamam da biz neden adı erken doğan kız çocuğu anlamına gelen Hatice ablamızın adını sonuca giden yol anlamında kullanıyoruz ki? (Bu cümleyi öğelerine ayırana benden kocaman bi aferin :D) Neyse neden bu konuya kafa yordum ben de bilmiyorum ama görüşlerinizi beklerim efendim (bkz: zorla yorum istemek :D)

Size son yazdığım geceyi takip eden sabah 10 civarında yola çıktık efendim. Yolda ailem genel olarak pop ağırlıklı bir cd dinlediği için (2 yıldır aynı cd hemde) ben bir önceki geceden önlemimi alıp mp3 teki şarkılarımı gözden geçirmiştim. Neyse işte kah müzik dinleyerek kah uyuarak kah ta pc şarjını az kullanmak için e-kitap okuyarak Rize civarına kadar geldim. Annemin babası olan dedemin memleketi olan şehirdir Rize. Bir güzel bir güzel anlatamam size. Taaa tepelere kadar yemyeşil ağaçlar falan. Bayıldım şayet ve Caner'e de çok çok hak verdim tam yaşanmalık bi yermiş gerçekten diye.

Neyse sonra gittik Trabzon'a, Akçaabat'a falan uğradık. Ardından Giresun, Ordu. sonunda Ordu da kaldık işte gece. Ertesi gün babamın memleketi olan Tokat/Niksar'a gittik. Orda babamın halasını falan bulduk onlarla oturduk ettik. Rizede de annemin amcasının evini bulduk ama amcamızı bulamadık ne yazık ki :) Neyse sonra ordan da çıktık ettik, Amasya ya doğru yeşillikler falan azaldı iyice. Ben de dedim artık dışarıyı falan izlemek o kadar zevk vermez :) Uyudum ettim derken gelmişiz Ankara'ya. Aaahhh nasıl özlemişim anlatamm sizlere, orda doğmasam bile 8 yıl geçirmek te hiç az değil sonuçta :) Gittik kuzen de kaldık o gece de. Kuzenimin kızkaçıran barutlarıyla yere ismini yazarken kendi ellerini de tutuşturmak gibi farklı ve komik haşaralıkları varmış biraz onları öğrendim :D

Sonra dün sabahta Ankara'dan yola çıktık işte. Afyonda durduk bi mola verdik. Ama geçen yıl mola verdiğimiz yerden çıktıktan sonra kazara bi kırmızı ışık atlattığımızdan masraf 100 ytl yi aşkın olmuştu (dikkatsizlik işte :D)(bkz: dikkatsizliğin dik alası :D). Neyse bu sefer gittik başka yerde mola verdik falan. Sonra dün gece de İzmir'e vardık çok şükür. Ve bilin bakalım ne oldu???

Terliyoruuuum. Nasıl kötü birşeymiş be bu nem. Unutmuşum Erzurumda vallahi. Dün geldiğimden beri nerdeyse her an terlemekteyim. Bi de Cumartesi gece Fethiye'ye falan yola çıkacağım. Dua edin ey okuyucular yağmur falan yağsın biraz :D Caner sana bi de bu konuda hak verdim işte. Ama cahilliğime ver unutmuşum abi terlemenin ne olduğunu :D

Neyse işte öyle böyle bir yolculuk geçirdim. Mersin'e gittiğimde orda kuzenin wireless i sömürerek size yolculuk resimlerini de atacağım birkaç tane. Burda flash a atmaya üşendim de biraz (bkz: oooh lazy!!! :D)

Yolculuk ne kadar uzun ve biraz da yol sıkıcı olsa da haticeye değil neticeye bakmak lazım değil mi? ;)

Hadi şimdilik baş baş...